İŞ HAYATINDA İLETİŞİM

“Çocuklukta öğrenilen dersler iş yerine taşınıyor.” diyor Deborah Tannen.

İŞ HAYATINDA İLETİŞİM
Aynı iş yerinde iki iş arkadaşı olan, bir kadın ve bir erkek yönetici bir konferansta ayrı ayrı sunum yapmışlar ve aynı uçakla geri dönmektedirler. Dönüş yolunda kadın, erkek meslektaşını överek, ona ne kadar da iyi bir sunum yaptığını söyler; erkek ise sadece dinler ve kadına teşekkür eder.

Kadın bakar ki, ritüelin devamı olarak ondan benzer bir yorum gelmiyor; “Peki, sen benim konuşmam hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorar.
Sen misin bunu soran… Erkek, bu soruya o kadar uzun bir eleştiriyle cevap verir ki, kadın kendini küçümsenmiş, acemi pozisyonda konumlanmış ve sorduğuna da pişman hisseder.

Aslında ikisi de iyiniyetlidir; bu durum kadınların ve erkeklerin iletişim tarzlarındaki farktan kaynaklanmaktadır.
Sosyolog ve psikologlarla beraber gerçekleştirdiği çalışmalara istinaden Amerikalı dilbilimci Deborah Tannen şöyle bir tespit yapıyor:

“Kadınları iş yerinde de dezavantajlı duruma sokabilen iletişim tarzındaki farklılık, kadınlarla erkeklerin çocukluktan getirdikleri sosyalleşme alışkanlıklarına dayanır. Kızlar ilişkilerinde sohbet alışkanları edinme boyutuna odaklanırken, erkekler konum edinmeye öncelik verir.”

*

Değerli okuyucular, bugünkü konumuz derin. Emniyet kemerlerinizin bağlı, masalarınız kapalı olduğundan eminseniz devam edelim. 

*

Çalışmalarını incelediğim dilbilimci Deborah Tannen iş yerindeki kadın-erkek iletişiminde doğan sorunları kaynağına inerek anlatıyor; ben de size anlatayım.

Genellikle bütün topluluklarda çocukların kendi cinsiyetinden çocuklarla oynama eğilimi var. Kızlar çoğunlukla tek bir arkadaş edinip küçük gruplar halinde oynuyor ve çok küçük yaşlardan itibaren de kendinden çok emin görünmenin, ön plana çıkmanın, başkalarına ne yapacağını söylemenin dışlanma yarattığını deneyimliyor. Gruptan aforoz edilmemek için bir davranış kalıbına uygun davranmayı öğreniyor.

Oysa erkek çocuklar daha çok çocuğun katılabileceği büyük gruplar halinde oynuyorlar ve genellikle bir veya birkaç çocuk da lider olarak görülüyor. Erkek çocuklar birbirlerini patronluk taslamakla suçlamadıkları gibi, liderin grupta konumunu vurgulaması ve diğer çocuklara ne yapmaları gerektiğini söylemesi de bekleniyor.

Peki bunun sonucu ne?

“Çocuklukta öğrenilen dersler iş yerine taşınıyor.” diyor Deborah Tannen.

Ve örneğin kadınlar, öyle olmadıkları halde daha öz güvensiz duran bir dil kullanabiliyorlar; erkekler de tam tersine yeteneklerini ve bilgilerini sergilemekte, dili grup içindeki konumlarını müzakere etmek için kullanmakta sakınca görmüyorlar.

Bu dilbilimsel kalıplar haliyle iş yerinde kimin daha fazla duyulduğunu veya kimin takdiri aldığını da etkileyebiliyor.

*

Konuyu sizin yorumlarınıza açarken, bir çerçeve sunan şu görüşü de ekleyeyim:

Kadınlar için, fikir birliğine ulaşmak uyum yaratmanın yoludur. Sivrilmek, farklı olmak uyumu tehdit eder. Erkekler de uyum satın alıyor ama bunu farklı bir para birimiyle yapıyorlar: Fikir ayrılığından korkmuyor ve aynı olduklarını ilan etme gereği duymuyorlar.

Damla Ömür Tantekin

Founder of D Strategy | Advisor&Writer | Speaker 
Bu resim için alternatif metin açıklaması yok