İklim Krizi Bağlamında Küresel Gıda Fiyatlarında Son Dönem Eğilimler ve Türkiye’nin Ayrışan Görünümü
FAO verileri küresel gıda fiyatlarında düşüşe işaret ederken, Türkiye’de iklim kaynaklı üretim dalgalanmaları ve yapısal sorunlar fiyat artışını sürdürüyor.
FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin yıllık ortalaması, 2024 seviyesinin üzerinde seyretse de, 2025’in son çeyreğinde küresel gıda fiyatları art arda birkaç ay boyunca gerileme eğilimine girmiş; başta tahıllar ve bitkisel yağlar olmak üzere bazı temel gıda emtialarında fiyat düşüşleri gözlenmiştir. Bu düşüşün arka planında yer alan temel nedene baktığımızda; tarımsal üretimde buğday pirinç mısır gibi temel gıda ürünlerinde küresel stokların yüksek seyrettiği ve bu durumun fiyatlar üzerinden aşağı yönlü baskı yaptığını görüyoruz. Şekerdeki stok fazlası fiyat gerilemesinde öne çıkmakla birlikte bitkisel yağ fiyatlarında ürünlerde halen fiyatların yüksek kaldığı gözlemleniyor. Buna ek olarak, hayvansal gıda grubunda Avrupa ve Yeni Zelanda’da süt ürünleri üretiminde ortaya çıkan arz fazlası, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmuştur. Önemli maliyet kalemlerinden enerji tarafına baktığımızda , resesyon endişelerinin enerji fiyatlarında düşüşe neden olması üretimde ve lojistikte maliyetleri düşüren bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Yenilenebilir enerjide yaygınlaşma da enerji maliyetlerini düşüren başka bir etken. Talep cephesinden bakıldığında, küresel ekonomik büyümenin yavaşlaması dünya genelinde gıda talebini de zayıflatmakta; bu durum fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturmaktadır.
İklim krizi ile ilişkilendirdirildiğinde gıda fiyatlarındaki düşüşün çelişkili bir sonuç doğurmasının altında yatan nedenin iklim etkisinin kısa vadeli ve olumlu seyretmesi olduğunu söyleyebiliriz. Buna örnek olarak El nino/La Nina döngülerinin yağışı arttırması sonucu pirinç, şeker kamışı, buğday üretiminin artmasına neden olmuştur. ancak bu etkinin geçici olduğu ve iklim krizinin hava olaylarında aşırı dalgalanmanın yaşandığı dolayısıyla bir yıl kuraklık diğer yıl sel baskını yaşanabileceği gözden kaçırılmaması gereken bir durumdur. İklim krizi bağlamında gıda fiyatlarında yaşanan düşüş arzın hâlâ ayakta olduğunu göstermekle birlikte sistemin kırılganlığını ortadan kaldırmıyor.bu durumla ilgili olarak FAO[1] ve IPCC[2]’nin ortak vurgusu şu şekilde : iklim değişikliği, gıda fiyatlarını uzun vadede daha oynak, daha öngörülemez ve daha adaletsiz hale getirecek.
Türkiye’de de küreselden farklı olarak gıda fiyatları neden pahalılaşıyor diye baktığımızda; kuraklık, ani don ve düzensiz yağışın yerel üretimi etkilediğini, özellikle ağırlıklı olarak sebze meyve üretiminde iklim değişikliğinin olumsuz etkisinin yaşandığını görüyoruz.Dolayısıyla aynı ürünün her yıl veriminin farklılaşması ve istikrarsızlaşması öne çıkan nedenlerden. Burada çiftçi zarar gördüğü yıl üretimden çekiliyor, girdi maliyetleri düşmüyor ve arz toparlanması zaman alıyor (bkz. Cobweb Teoremi). Türkiye’de gıda enflasyonu, küresel fiyatların yönünden çok, iklim krizinin yerel üretimi ne kadar düzensiz(dalgalı) vurduğuyla belirleniyor. bunu aşmak için ne yapılmalı noktasında iklim uyumlu tarım politikaları öne çıkıyor. İklim uyumlu tarım kavramı ; tarımın iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirilmesi ve bu amaçla tarımsal üretimin kuraklık, sel, aşırı sıcak, don, düzensiz yağış gibi iklim kaynaklı risklerden etkilenmeyecek şekilde planlanması ve yönetilmesi demek.bu sayede üretimi sürdürülebilir hale getirmek, gıda güvenliğini korumak, fiyat oynaklığını azaltarak çiftçinin gelirini stabilize etmek gibi olumlu sonuçlar elde etmek mümkün hale geliyor. Peki bu nasıl gerçekleştirilebilir? burada su tasarrufu toprak sağlığı gibi iklim uyum kriterleri desteği, yeni ekipman ve yeni bilgi için hem eğitim hem finansal destek, üniversite ile sahanın ortaklaşa çalışması, havza bazlı su bütçesinin paydaşlarla ortak kararlarla belirlenmesi, damla sulamanın teşviki, kooperatiflerin yaygınlaşması önemli politikalar olarak ele alınabilir. Özellikle kooperatifler sayesinde risk paylaşımı ve örgütlenme eksikliğinin giderilmesi, ortak sigorta sistemi ve zararın ortak paylaşımı, pazarlık gücünün küçük çiftçi açısından artışı sözkonusu olur. Türkiye’de gıda güvenliği ve fiyat istikrarını sağlamak için iklim uyumlu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve kooperatiflerin güçlendirilmesi önemli adımlardır. Bu bütüncül yaklaşım, hem üretici hem tüketici için daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir gıda sistemi yaratacaktır.
Son dönemde küresel gıda fiyatlarında gözlenen görece gerilemeye rağmen Türkiye’de fiyat artışlarının sürmesi NEOLIBERAL DÖNEMDE KÜRESEL GIDA FIYATLARI: TÜRKIYE ÖRNEĞI Yazarlar D ŞIŞMAN, M ŞIŞMAN (mart 2025) https://dergipark.org.tr/en/pub/ussmad/article/1624742 makalemizin ortaya koyduğu yapısal ayrışma tespitleri güncelliğini korumaktadır..
[1] FAO, “Climate Change and Food Security: Risks and Responses”
[2] IPCC, Special Report on Climate Change and Land













