II. Wilhelm’in İstanbul ziyaretleri Osmanlı-Alman yakınlığını simgeliyor
Son Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a yaptığı üç ziyaret, Osmanlı-Alman ilişkilerinin I. Dünya Savaşı öncesinde nasıl stratejik bir ittifaka dönüştüğünü gösteriyor.
Son Alman İmparatoru ve Prusya Kralı II.Wilheim, ardarda üç sefer İstanbul'u ziyaret etmişti. Bu yağlı boya tablo o zamanlardan bir hatıra.
Bugün İstanbul'daki Alman Başkonsoloslugu'nda sergileniyor.
Eserde göreceksiniz; Osmanlıyla nasıl yaķın ve dostane ilişkiler içinde olduğunun bir ispatı olarak Türk tipi fes takmış ve Osmanlı Mareşali gibi giyinmiş. Üzerinde hem Osmanlı'nın Mecidiye nişanlarını hem de Alman madalyalarını taşır halde sanatçılara poz vermiş, fotoğraflar çektirmiş.
Sultanahmet Meydanı'nda, bugün bir buluşma noktası, Alman Çeşmesi o vakitlerden bir hediye.
I.Dünya Savaşı öncesi yıllarda kurulan bu yakın ilişkiler, savaş ile birlikte bir ittifaka dönüşecekti.
Neden?
Çünkü, Fransız ve İngilizler arasında gelişen ve pekişen siyasi yakınlık, güçlü bir rekabet ortamı yaratmıştı. Bu durum II.Wilheim'in Osmanlı'ya karşı duyduğu ilgiyi kamçılamış, II.Abdülhamid ile siyasi yakınlaşma yanında, askeri, ekonomik ve eğitim alanlarında işbirliğini getirmişti.
O vakitler, "yalnız Osmanlı için değil diğer imparatorlukların da çöküş dönemine girdikleri bir evreydi" desem yanılmış olmam.
Savaş öncesi dönemin siyasi ortamında ilerleyen bu yaķınlaşma için; "Wilhelm’in ateşli ve atılgan hırsı, Abdülhamid’in tedbirci ve denetimci diplomasisiyle ortak bir paydada buluşmuştu" diyor tarihçiler.
Peki Osmanlı neden bu kadar önemliydi, üstelik güç kaybettiği bir zamandayken?
Çünkü;
Toprakları Avrupa’yı Asya ve Afrika’ya bağlıyordu. Boğazlar, karayolları ve demiryolları açısından Osmanlı kilit konumdaydı.
Üstelik Osmanlı Sultanı, Halife ünvanına sahipti. Özellikle Müslümanlar üzerinde Halife’nin nüfuzu mühimdi.
Alman sanayisi hızla büyüyordu. Hammaddeye ve yeni pazarlara ihtiyaç vardı. Osmanlı toprakları bu açıdan bakir ve zengindi.
Demem o ki, Osmanlı zayıflıyor olabilirdi lakin konumu, dini liderliği ve doğal kaynakları hala çok stratejikti.
Resme tekrar gidersek; Kaiser'in ardarda İstanbul ziyaretleri boşa değildi. Dönemin en güçlü propagandaları basın yayın, fotoğraflar yoluyla yapılıyordu. Bu türlü görüntüler verdiği mesajların yanında bir gövde gösterisiydi. Hem kamuoyu yaratma hem de sokaktaki insanı ikna için önemliydi...
Yorumlarda eserin Alman Başkonsolosluğu resmi sayfasında nasıl anıldığına değineceğim.













