Hitler’in Çantasındaki Kitap: Schopenhauer’in Felsefesiyle Başlayan Yolculuk
Adolf Hitler’in cephede yanında taşıdığı Schopenhauer kitabından Berlin Duvarı’na, Goethe’nin çok yönlü dünyasından Gdańsk’taki bir filozof evine uzanan entelektüel bir yolculuk.
Birinci Dünya Savaşı’nda görev yapan genç bir Alman onbaşı, cesaretiyle dikkat çekmektedir. Ateş altında emir taşıdığı cephelerde defalarca yaralanmasına rağmen hayatta kalır.
Ancak onu farklı kılan yalnızca bu fiziksel dayanıklılığı değildir. Bu genç asker boş bulduğu her anı okumaya ayırmakta; yanında felsefi metinler de taşımaktadır.
Hatta, rivayete göre, tuvalet takımıyla yedek çoraplarının arasına sıkıştırdığı hayli kalın bir kitabı vardır:
“İrade ve Tasarım Olarak Dünya”
Arthur Schopenhauer’in başyapıtıdır bu.
Felsefî bir metinden yola çıkılarak kurulan bu zihinsel dünya, birkaç yıl sonra insanlık tarihinin en karanlık sayfalarına dönüşecektir.
Adı tüm dünyanın hafızasına kazınacak bu onbaşı Adolf Hitler'dir.
*
Bugün sizi, geçen hafta çektiğim fotoğraflar eşliğinde, düşünsel bir yolculuğa çıkarmak isterim.
*
lk fotoğrafta arkamda gördüğünüz ev, hikâyede bahsi geçen kitabın; İrade ve Tasarım Olarak Dünya’nın yazarı Alman filozof Arthur Schopenhauer’in doğduğu ev.
Polonya’nın Gdańsk şehri burası.
Modern felsefenin özgün isimlerinden Schopenhauer, 1818 yılında yazdığı bu eserinde dünyayı bilinçsiz, kör bir “irade” olarak tanımlar; insanın sonsuz arzu ve tatminsizlik içinde yaşadığını savunur.
Ona göre insan, sürekli arzulayan bu iradenin etkisiyle hareket eder ve acının kaynağı da bu bitmeyen istemedir.
Ancak, kuşkusuz, Schopenhauer’in iradeyi aşmaya, arzudan kurtulmaya çağıran felsefesiyle; Hitler’in iradeyi dış dünyaya dayatan, yıkıcı bir güç haline getirmesi arasında derin bir uçurum vardır.
*
Yedinci ve takip eden karede, Hitler’in Almanya’da açtığı yaraların başka bir yansıması olan ve 1961'de inşa edilen Berlin Duvarı’ndan kesitler var.
1989'da duvar yıkılmış ve duvarın ayakta kalan en uzun kısmı 1990 yılında uluslararası sanatçılar tarafından boyanmış. Berlin’in Spree Nehri kıyısında, yaklaşık 1,3 km uzunluğunda, 118 sanatçının resimleriyle yer aldığı, açık hava galerisi burası.
Amacı özgürlüğü, direnişi, baskıyı ve barışı anlatmak.
*
Son fotoğraflarda bina önünde görünen ise Genç Werther’in Acıları kitabı. 1774'te yayımlanan ve Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe’ye Avrupa çapında ün kazandıran ilk eseri bu.
Almanya’nın Düsseldorf kentindeki ziyaret ettiğim Goethe Müzesi onun el yazmalarını ve eserlerinin ilk baskılarını içeren geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.
Ziyaretimde beni asıl etkileyen şu oldu:
Biz Goethe’yi edebiyatçı yönüyle tanıyoruz. Oysa o, hukuk eğitimi almış bir düşünür, doğa bilimci ve renk kuramcısı.
Hayata hep çok yönlü bir mercekten bakmış, Almanca’nın edebi bir dil olarak itibar kazanmasında merkezi bir rol oynamış ve hümanist düşüncenin sembollerinden biri hâline gelmiş.
Onun kendi yaşamını da gayet iyi özetleyen, hepimizin kulağına küpe olması gereken bir sözü var:
“Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için vardır.
Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedeli budur.”













