HİÇ ÜŞÜMEDİM...
Ayşen'le mecburi hizmette tanışmıştık. O da benim gibi ilk defa ailesinden ayrılmış
Çok karlı bi gündü, soğuk insanın içine işliyor, personel acilin girişindeki karı kürese de ânında geri kapanıyordu. Acilde Ayşen'le birlikte nöbetteydik. Dışarda lapa lapa yağan karı izlerken sıcacık evde çay içmek çok keyifliydi ama nöbetteyken... Tam o sırada ambulansın sireniyle çayımızın son yudumlarını alıp hastayı karşılamaya kapıya yöneldik. Koca sedyenin ortasında minicik bi kız çocuğunu koşturarak müdahale odasına aldılar.
Halime son ana kadar bize getirilmediği için, artık sepsise girmiş, minik kalbi, akciğerleri iflas etmişti. Aralıksız bir buçuk saattir kalp masajı yapan Ayşen'e gittim, 'Hiç yanıt yok, artık bırakman lâzım, elimizden geleni yaptık Ayşen' dedim.
Onu hiç böyle görmemiştim.
-Siz ana baba mısınııız, bu yavruyu bu hâle gelene kadar nasıl getirmezsiniz? Damdan düşüren de üstüne bakmayıp şu hâle getiren de sizsiniiz!! Öyle öfkeli ve bağırıyordu ki hiçbirimiz tutamıyorduk. Babasının yakasına yapıştı, 'neden bakmadın bu kuzuya, kızın o senin, o da evlâdın değil mii?' diye bağırırken 'bir el silah sesi' duyduk. Halime'nin babası, cebinden çıkardığı silahıyla Ayşen'i kalbinden vurdu.
Sonra ne mi oldu? Televizyonda o akşam bazı kanallar 'bir doktor cinayeti daha' dedi ismi bile geçmedi, insanlar 'ama o da babasına saldırmış' diye yazdı, saydı sövdü. Babası hâkime 'kadın başıyla herkesin ortasında yakama yapışıp hesap sorup erkeklik onurumu kırdı, vurdum' dedi...
O gece ben acilde iki melek bıraktım, elele, hayatları ellerinden alınan, adı bile olmayan... O gece ben acilde insanlığa olan inancımı bıraktım. 'Yavrumu yanımdan ayırmıycam' diyen Ayşen'i yavrusuyla yanyana toprağa gömdüm. Ben o gece yağan karın altında saatlerce oturdum, hiç üşümedim...Dr. F.D.Kardeş









