Her gece aynı saatte uyanmak bir tesadüf mü?

Zebralar neden ülser olmaz? Prof. Dr. Robert Sapolsky'nin çarpıcı kitabı stresin fizyolojik etkilerini anlatırken, kronik kaygılarla baş etmenin yollarını da öneriyor.

Her gece aynı saatte uyanmak bir tesadüf mü?

Geceleri belli bir saatte uyanıyor, uyanık kaldığım saatler boyunca kafamda onlarca kötü senaryoyu bir araya getirmeyi nasılsa başarıyor ve sonra bir şekilde sabaha karşı tekrar uykuya dalıyorum. Ve bu döngü hayatımdaki önemli değişiklikler esnasında ya da mevsimsel geçişlerde sürekli tekrarlanıyor.

Zebralar Neden Ülser Olmaz?

… adında, çok yol gösterici olduğunu düşündüğüm bir kitabı var davranış bilimcisi Robert Sapolsky’nin.

Evet, zebralar ülser olmuyor.

Çünkü, zebralar veya aslanlar, bizler gibi uzun vadede gerçekleşebilecek felaket senaryolarıyla ilgilenmediklerinden, sadece kısa süreli tehlike beklentisiyle stres tepkisi içine giriyorlar.

Oysa bizler kredi ödemesi, iş yetiştirme, çocuklarımıza ilişkin kaygılar, topluluk önünde konuşma yapma ve benzeri durumlar için uzun süreli (kronik) stresle baş etmek zorunda kalıyoruz. Stresin toplumsal hiyerarşide nerede durduğumuzla bile bağlantısı var.

Sapolsky’nin vurguladığı en önemli husus, stresin sadece psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik etkileri de olduğu. Dolayısıyla, temeli esasen psikolojik olan sarsıntılar bize bağışıklığın düşmesi, vücutta ağrılar, belleğin zayıflaması, güzel gece uykularının azalması, depresyon ve daha pek çok şekillerde geri dönüyor.

*

Geçtiğimiz aylarda, bir rehber eşliğinde nefes teknikleri ve meditasyon seansına katılmıştım.

Bugüne kadar pek çok kez meditasyon, nefes egzersizi denemiş olsam da, hiçbirinde uzun vadeli istikrar sağlayamamıştım. Bu kez, işin uzmanıyla bir araya gelmiş olmamdan olsa gerek, doğru nefes çalışmasının vücutta nasıl bir denge oluşturabildiğini ve doğru nefesin amacının da vücudumuzdaki ve zihnimizdeki kontrolü kısmen geri almak olduğunu farkına varmış oldum.

Nitekim, Sapolsky de bahsettiğim kitabında, kronik stresin yıkıcı etkilerini yaşamımızdaki kontrol hissini ele alarak azaltabileceğimizi söylüyordu.

Ve onun hoşuma giden gerçekçi bir bakış açısı var: Her şeyi pozitif düşünceyle çözemeyeceğimizi, her stresin çözümü olmadığını hatta bazılarını ortadan kaldıramayacağımızı fakat etkilerini azaltabileceğimizi bize hatırlatıyordu.

Genel olarak şöyle bir çerçeve sunuyor:

*Nefes egzersizlerini ve bedensel farkındalık tekniklerini hayata geçir,

*Sosyal bağlarını ve aidiyet duygunu güçlendir,

*Fiziksel aktiviteyi düzenli hale getir,

*Hayatta bir anlam ve yön duygusu geliştir.

*

Zebralar ülser olmuyor olabilir. Ama bizler düşünebilen, acı çekebilen ve dolayısıyla anlam yaratabilen varlıklarız.
Düşünürseniz, bu da bizim armağanımız.

İnsan, hayatına anlam katan şeyi korumak ve yaşatmak için gerekli olan her şeyi yapabilir.
Değil mi?

Nietzsche’nin ilk dile getirdiği, Viktor Frankl’ın ise kendi yaşam deneyimiyle derinleştirip milyonlarla buluşturduğu şu sözde olduğu gibi:

“Yaşamak için bir nedeni olan, hemen her nasıla katlanabilir.”

#Stres #Uyku #Nefes #Meditasyon #Sapolsky #Anlam #Kaygı #Zihin

Damla Ömür Tantekin

 Advisor | Writer | Speaker | Cross-Cultural Communication