Hastanede ölçülen tansiyon neden daha yüksek çıkabiliyor?
Prof. Dr. Nevrez Koylan, hastane ortamında yüksek çıkan tansiyon değerlerinin nedenlerini ve ev ölçümlerinin tanıdaki kritik rolünü anlattı.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 9 ŞUBAT 2026
Hastane ortamında ölçülen tansiyon değerlerinin evde yapılan ölçümlere kıyasla daha yüksek çıkabildiğini belirten Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, tek bir ölçümün hipertansiyon tanısı için yeterli olmadığını söyledi.
Kalp ve damar sağlığının değerlendirilmesinde tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümlerin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu değerler arasında yüksek tansiyonun en kritik göstergelerden biri olduğunu ifade etti.
Yüksek tansiyon hayati riskler doğurabiliyor
Yüksek tansiyonun damar duvarlarına ani ve şiddetli baskı uyguladığını belirten Prof. Dr. Koylan, bu durumun ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Koylan, “Yüksek tansiyon beyin kanaması, kalp krizi veya aort yırtılması gibi hayati tablolara neden olabilir. ‘Sessiz katil’ olarak adlandırılan hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermese bile tek bir yüksek ölçümde dahi acil tıbbi değerlendirme gerektirir.” dedi.
Tek ölçüm tanı için yeterli değil
Kan basıncının stres, heyecan ya da fiziksel aktiviteye bağlı olarak anlık değişebileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, hipertansiyon tanısında farklı zamanlarda yapılan ölçümlerin büyük önem taşıdığını belirtti.
“Hastane ortamında strese bağlı olarak yüksek çıkan tansiyon değerlerine ‘beyaz önlük hipertansiyonu’ diyoruz. Buna karşılık, muayenede normal ölçülen ancak evde yüksek seyreden değerlere ise ‘maskeli hipertansiyon’ adı verilir.” diyen Koylan, ev ölçümlerinin günlük yaşam koşullarını daha doğru yansıttığını vurguladı.
Koylan, şüpheli durumlarda tüm ölçümlerin hekim tarafından birlikte değerlendirilmesinin en doğru yaklaşım olduğunu söyledi.
Damar sertliği kalp krizi riskini artırıyor
Hem büyük hem de küçük tansiyon değerlerinin kalp ve damar sağlığı açısından önemli göstergeler olduğunu aktaran Prof. Dr. Koylan, bu değerlerin farklı anlamlar taşıdığını ifade etti.
“Büyük tansiyon, kalbin kanı pompaladığı anda damar duvarlarına uygulanan basıncı; küçük tansiyon ise kalbin gevşediği sırada damarlarda kalan basıncı gösterir.” diyen Koylan, damar sertliği arttıkça kalbin daha fazla eforla çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde bu yük artışının kalp krizi ve inme riskini yükselttiğini belirten Koylan, gençlerde ise küçük tansiyon yüksekliğinin daha sık görüldüğüne dikkat çekti.
Genetik yatkınlık kader değil
Genetik faktörlerin tansiyon, kolesterol ve kan şekeri üzerinde etkili olabileceğini belirten Prof. Dr. Koylan, bunun hastalığın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.
“Beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve stres kontrolü, bu değerleri önemli ölçüde etkileyen temel unsurlardır.” diyen Koylan, özellikle sınırda değerlere sahip birçok kişide yaşam tarzı değişiklikleriyle ilaç ihtiyacının ortadan kalkabileceğini ya da uzun süre ertelenebileceğini söyledi.
Sağlıklı yaşam tedavinin etkinliğini artırıyor
İlaç tedavisi gereken hastalarda bile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının tedavinin etkinliğini artırdığını ifade eden Prof. Dr. Koylan, “Doğru yaşam tarzı, daha düşük ilaç dozlarıyla tansiyon kontrolüne yardımcı olur ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler.” dedi.
Koylan, risk faktörlerinin yönetiminde genetik miras kadar günlük yaşam alışkanlıklarının da belirleyici rol oynadığını sözlerine ekledi.













