Görsel sanatların topluma en kolay ulaşabilen büyüleyici icadı sinema
Sinema estetiğe, teknolojiye, eğlenceye, manalı tartışmalara, felsefeye ve güçlü hikaye anlatımına yer verirken bana göre izleyicisini ister olabildiğince basit isterse derin bir ilgiyle kendisine yaklaşmasına izin veriyor.
Görsel sanatların topluma en kolay ulaşabilen büyüleyici icadı sinema sadece 100 yılda tiyatroyu, müziği, resmi, edebiyatı bünyesinde öyle bir sindirdi ki hepsinin toplamı kadar bütüncül bir sanat dalına dönüştü.
Sinema estetiğe, teknolojiye, eğlenceye, manalı tartışmalara, felsefeye ve güçlü hikaye anlatımına yer verirken bana göre izleyicisini ister olabildiğince basit isterse derin bir ilgiyle kendisine yaklaşmasına izin veriyor.
Belki bundan sebep herkese hitap eden, sınırları yok eden bütünleştirici ve dahil edici bir çeşit ortak payda görevi de üstleniyor.
Bir sinemasever olarak ilgimin merkezindeki sinemayı kendi meşrebimce kritize eden yazılar yazdım bir süre. Sizlerden gelen yorumlar, farklı bakış açıları tavsiyeler öyle yüksek motivasyon yarattı ki bunu iki sene boyunca her cumartesi yapabildim.
Sonra şöyle birşey oldu.
Geçen yıl Oscar adayı filmleri analizlerimden sonra, benim için büyük bir keyif olan bu meşgale külfet gibi geldi bana.
Kendi üzerimde hiç yoktan yere film izleme, kritize etme ve yazı yazma baskısı yarattığımı ve bunu pek istemediğimi farkettim.
Yazmayı durdurdum.
Üzerine eksik olmasın meraklıları ilgi, alakalarıyla yine teşvik ettiler lakin bir kere çemberden çıkmış bulundum.
Geçen zamanda sinema yazdığım bile unutuldu. Yani linkedin benim sinema kritiklerim olmadan da aktı gitti. Çok da şeyetmemek lazım.
Zihnine hayran olduğum eski dostum Kaan Demiryürek geçenlerde sinema yazılarımı özlediğini söyledi. Ben de kendimi bir taahhüt altına sokmadan neden engin engin yazmak istediğimden bahsettim.
***
Alejandro G. Iñárritu’nun ustalık dönemi şaheseri; hashtagTheRevenant yönetmenin özgünlüğünden taviz vermeden yorumladığı görsel bir şölen bence.
Aynı hisleri Kaan'ı okurken aldığımdan uzun zaman sonra kritize edeceğim filmi ona ithaf ediyorum.⚘️
Leonardo DiCaprio’nun başarıyla altından kalktığı zor bir film bu. Hayatla ölüm arasındaki ince çizgide intikam ateşiyle hayata tutunan bir adamı canlandırdığı müthiş oyunculuğu ile Oscar'a uzanıyor.
Senaryosu Michael Punke’nin romanından uyarlanan film 1823'de Montana ve Güney Dakota’da avcılık ve kürk/deri toplayıcılığı yapan bir grubun Arikara yerlileri ve doğayla mücadeleleri sırasında kendi aralarındaki anlaşmazlıkları ve DiCaprio’nun canlandırdığı Hugh Glass ile Tom Hardy’nin canlandırdığı John Fitzgerald arasındaki intikam kovalamacasını konu ediyor.
Film, ABD, Kanada ve Arjantin’de 12 yerde çekilmiş. Iñárritu’nun tamamen doğal ışık kullanımına dayalı, geniş açı kameralı müthiş zor çekimleri, kameranın objektifine sıçrayan su damlaları, kar, kan ve karakterin ağzından çıkan nefesle buğulanan ön camı izleyiciye orada olma hissi yaşatıyor.
DiCaprio onlarca sahnede şimdiye kadar hiç zorlanmadığı kadar zorlandığını söylemiş. Çekim ekibinden uyum sağlayamadığı için ayrılan çok kişi olmuş.
Bazı sahnelerde çok uzun kamera hiç kesilmeden yapılmış çekimler var. Bu kadar zorlu çekim koşullarında yönetmenin özgünlük ısrarını ve ustalığını ayakta alkışlamak gerekiyor...









