GLOBAL FAALİYETLER VE YENİ STRATEJİ GEREKLİLİKLERİ

“Globalizasyonda yeni dünyaya hoş geldik ve işimiz gerçekten zor".

GLOBAL FAALİYETLER VE YENİ STRATEJİ GEREKLİLİKLERİ

Dünya çok hızlı değişiyor. Aslında değişim, çok uzun zamandan bu yana insanların değişmeyen düşünce yapısı içerisinde ürettikleri aynı yaklaşımları yeni teknolojiler ve özellikle dijital alt yapılar aracılığı ile uygulama çabasının görüntüsü. Gerçek değişimin yapay zeka uygulamaları ile hayata geçeceğine ilişkin göstergeler ise hızla artmakta. Değişimi tetikleyen çok sayıda örnek olay ile karşılaşıyoruz. Bunların da değişik biçimlerle bilinçli tetikleme ile hayata geçirildiği yolunda yaygın bir inanış olduğu da bir başka gerçek; pandemi bunun en belirgin örneklerinden birisi… Tüm bunların altında dünyayı yönlendirme konusunda etkin pozisyon alma, bunun da tabanında ekonomik kaynakları kullanma isteğinin olduğu görülüyor. Bu konuda ABD, Rusya ve Çin üçgeninde süregelen güç mücadelesinin, Rusya-Ukrayna savaşı ile safları sıkılaştırmakta olduğu ve ikili kutuplaşmaya yönelindiği, başrolde ABD ve Çin'in, bir anlamda da yardımcı oyuncu pozisyonunda ise Rusya’nın olduğu bir gösteri bu. Ayrıca Arap Yarım Adasının, başta Suudi Arabistan olmak üzere, eksen kayması işaretlerini gösterdiği de gözden kaçırılmamalı.

Peki bu gidiş global ticari faaliyetler açısından bir anlam taşır mı? Global faaliyetlerin yeni stratejilere ihtiyacı var mıdır? Güç savaşlarının artık nadiren silah ve savaş ile amaca ulaşma çabasında olduğu, ekonomik anlamdaki savaş yolu ile ticareti etkileyecek kaynaklar üzerinde etkin olmanın tercih edildiği biliniyor. Pandemi döneminde özellikle tedarik zincirinin bozulmasının ötesinde var olan kuralların içerisine gizlenen mücadele, Rusya-Ukrayna savaşının da bahane edilmesiyle ABD/AB tarafından ilan edilen yaptırımlar ile açığa çıkmış bulunuyor. Bunun yanı sıra ABD’nin Çin ile olan ekonomik ilişkilerini daraltma ve zorlaştırma, EU’nun da azaltma yönündeki anlayışının gözden kaçırılmaması gerekir. Bugün aralarında tam bir eylem birliği olmasa da (Fransa gibi) EU başta olmak üzere tahıl koridorunun tam işletilmesini talep ederken, Rusya’ya yapılacak tüm ihracatın yasaklanmasını konuşuyor. Yarınlarda benzeri uygulamaların yeni paktlar arasında oluşması anlamında net örnekler yaratılmakta.

Kısmen pandemi gerekçesinin arkasına sığınan ve tedarikçilerin daha yakın konuşlandığı üretim ve tüketim yapılanmaları arayışı, yukarıda yapılan belirlemeler gereği uluslararası ticaretin giderek sınırlı ülke ve ekonomiler arasında yapılanma ihtimali ile birlikte, özellikle global ayak izlerine sahip şirketlerin yeni stratejiler geliştirme zamanının geldiğini gösteriyor. Hiç şüphesiz yeni yola çıkanlar için göreceli olarak daha kolay olabilecek yapılar dışında bu ana kadar yapılan yatırımların ve işleyişin nasıl yönetileceği sorusu büyük bir öneme sahip olacak. Örneğin özellikle dijital materyal, yonga, yazılım benzeri konularda Apple gibi Çin’de üretim yapan bir şirketin ABD’de ya da onunla uyumlu bir coğrafyada üretim yapma ihtiyacı bugün Hindistan özelinde somutlaşmakta. Son iki yılda toplam iPhone üretiminin %5’i Hindistan da yapıldı. Hiç şüphesiz değişik sektörler özellikle teknoloji tabanlı olanlar bu gidişten daha fazla etkilenebilecek. Otomotiv sektörü de bunlardan birisi olabilecek. Örneğin Rusya’ya yönelik yaptırımlar ABD, AB ve Japon yatırımcıların varlıklarını elden çıkararak ülkeden ayrılmaları sonucunu doğururken, ülkenin mevcut yetenekleri dışındaki alanlar başta, Çin'in gelmesi, varlığını artırması ve sektör bazında konuşlanmasına yol açmakta. Cam sektöründe de benzer örnekler yaşanıyor. Örneğin yaptırımların ABD+ AB + Japonya başta tüm ihracat kalemlerini kavraması konusunda tartışılan kararın hayata geçirilmesi, Rusya’dan yapılan ithalatın da –doğalgaz özelini bir kenara bırakırsak- durması anlamına gelecektir. Bugün dünya iki jeopolitik bloktan oluşmuyor şüphesiz. Görünürde tarafsız olan 100 ülke bulunuyor, bunlardan 25’i dünya nüfusunun % 45’ini, küresel GSYIH’nin ise % 18’ini ifade ediyor. Tarafsız ülkelerin tam anlamıyla uyum içerisinde olduklarını söylemek ise mümkün değil.

Hiç şüphesiz ticaretin tamamlayıcısı ve temel gereksinimi finansman konusunda da sorunlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Bugün de "ring fence" esasında yaptırıma muhatap ülkelerdeki faaliyetlerin toplam bilançolarda ayrıştırılması ve bu bölgelere finansman sağlanmaması giderek genişleyen bir uygulama olma yolundadır. Sonunda bu durumlarda finansman temin edilememesi de olasıdır. Bunun anlamı global bir şirketin faaliyette bulunduğu alanlardan etkilenen bir şekilde finansman temininde güçlükler yaşayacak olmasıdır. Finansmanın yanı sıra para trafiği de rezerv para olarak Doların rolünü muhafaza etmesi ve bankacılık sisteminin dijital alt yapısının ABD tarafından kontrolü de akışlar açısından sorun yaratmakta. Oluşan paktlara göre pozisyonlanmanın da özellikle sanayi yatırımlarında makine teçhizat alımı ve bakım devamlılığının sağlanması anlamında sorun yaratacağı açık. Örneğin yaptırıma taraf bir ülkenin, yaptırım uygulayan ülkenin makine ve teçhizatını kullandığı hallerde bakım, onarım, yedek parça vb. devamlılığı bugün yaşanmaya başlanan önemli bir sorun. Özellikle dijital tabanlı işleyiş ikame çözümler üretilmesini de mümkün kılmıyor.

Global ayak izi oluşumunda öncelikle düşük maliyetle üretim yapılabilecek yer ve gerektiğinde buralardan diğer noktaları besleyerek sinerji yaratması yatırımların motivasyon noktalarından birisini oluşturmaktadır. Ayrıca yapılan üretimin niteliğine bağlı olarak çeşitlilik de pazar ihtiyacının karşılanması, ürün gamı yolu ile penetrasyonun artırılarak pozisyonun güçlendirilmesi anlamında gerekliliklerden birisidir. Dolayısıyla yeni pazarlarda üretim yaparak konuşlanmak iç ve dış pazarlarda olmak anlamına gelmektedir.   Global ayak izinin oluşturulacağı ülkenin iç siyaseti bir yana, özellikle dış siyasetinin ticarete ilişkin olası etkilerinin ölçülmesi ihtiyacı net olarak görülmektedir. Yatırım yaptığınız ve üretimi gerçekleştirdiğiniz ülkelerin içinde bulundukları paktlara göre işleyişi düzenlemeniz, bunların birbirlerini nasıl tamamlayacaklarını belirlemeniz, yeni konuşlanmaları buna göre yapmanız gerekmektedir. Bu hiç şüphesiz ciddi bir masraf, farklı yönetim yapılanmaları başta olmak üzere şirket içinde birbiri ile konuşamayan ayrı yönetilmesi gereken görüntülerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.

Tüm bunlara rağmen ekonomik gerekçelere dayalı siyasetin yarattığı bu paktların kalıcı olduğu düşünmek de mümkün değil. Rüzgarların, hangi şiddette ve yönde eseceği, birlikteliklerin nasıl evrileceği kabaca bilinse bile içerik tahminlerinde isabetli belirlemelerin yapılabilmesi çok olası değil.

Bu konuda değişik stratejiler düşünülmesi ve geliştirilmesi kanımca günümüz önceliklerinden ve gerekliliklerinden birisi. Ancak gerçek hayatın her zaman planlamalara uygun bir akışa sahip olmadığını da biliyoruz. Çok kısa bir deyişle “Globalizasyonda yeni dünyaya hoş geldik ve işimiz gerçekten zor".

Prof. Dr. Ahmet Kırman

Chairman and Executive Member of the Board