Gerçek Diplomanın Onuru: Sahte Belgelerle Kirlenen Hukuk Düzeni
Türkiye’de hukuk mesleği, sahte diploma ve belgelerle işgal edilen makamlar nedeniyle güven kaybı yaşıyor. Deneyimli bir hukukçunun kişisel hikâyesi, liyakat ve etik değerlerin yeniden inşası gerektiğini hatırlatıyor.
2007 yılından beri binbir emekle inşa ettiğim hukuk kariyerime dair tüm diploma ve sertifikalarımı uzun zamandır bir sandıkta saklıyordum. Hem gerçek hem mecaz anlamda bir hazine saklar gibi. Nem, ışık vs derken böyle kıymetli belgeleri nasıl korumak gerekir hiç bilemeyip sandığa saklamıştım. Bir kaç hafta önce Osman Hamdi'nin Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunu çerçeveletmeye niyet edince-ki iplerle boyadığım en güzel tabloydu-yıllardır öteledigim şu diplomaları da çerçeveletme işi aradan çıksın dedim. Yine sandığa koyma niyetim vardi ama hepsini artık çalışma odamdaki duvara asacağım! Hepimiz gerçek ve "hak edilmiş" diplomaları görünür kılmak zorundayız çünkü.
Sahte kimlik, belge ve diplomalarla işgal edilen yüzlerce belki binlerce makam mevki varken asıl endişe yaratması gereken acı gerçeğe dikkat çekmek istiyorum aslinda.. bu kadar sahtekarlık, artık gerçeği de sahtesi de ayırt edilemez hale geldiği için bu kadar rahat yapılabiliyor diye düşünüyorum. Ben hukuk okurken Turkiyede 25 devlet okulunda hukuk programi vardi. Kac tercih hakkim vardi bilmiyorum ama sadece bu 25 universiteyi tercih ettigimi hatırlıyorum. Simdi ise vakiflar devletten daha çok "hukukçu" yetiştirecek ve biliyorum ki benim gibi lise birincisi olsa ve burslu pek çok vakıf programina davet edilse bile pek çok genç sadece devleti ve bir kısmı da sadece hukuku seçecek. Onlar için yaziyorum işte. Size ihtiyaç var, hatta en çok size ihtiyaç var. Hukuk bir geçim yöntemi, bir para kazanma araci degil. Bir varolma, en ideal mücadele ve direnme yöntemi aynı zamanda..
Asla umutsuz olmayin.
Biliyorum, sadece liyakat, ahlak ve kurumsal değerler degil eğitimin içi de o kadar boşaltıldı ki kim gerçek hukukçu kim sahtekâr ne meslektaşlar ne muhatap olanlar anlayabiliyor. Hukuk o kadar ihlal edildi, terz yüz edildi ve çiğnendi ki karar verenden de uygulayandan da savunandan da hepimiz şüpheleniyoruz ama en olmaz denilecek şeyleri bile normal karşılıyoruz artık. Bunu nasıl hoca yapmışlar dediklerimiz hiç mi olmadı öğrenciyken.. bu nasil mahkeme kararı demedik mi hiç? uğraşılmaz bu islerle diyip yüzde yüz hakli oldugumuz kaç davadan döndük.. uzlastik(!).. sistem bozuk filan bile değil oysa ki.. sistem hiç yok. ama o kadar şüphe içindeyiz ki, kendimizde bulduk hep eksikliği.. Ki haklıydık da.. Eksiklik hep bizdeydi. sorgulamadikca, itiraz, şikayet, ifşa etmedikçe, kendi işimizi en doğru en güzel şekilde yapalım kim ne yapıyorsa yapsın dedikçe, aynaların sırrı kararıp bize hep kendi karanligimizi gösteren bizden siluetlerle her bir makamı ağzına kadar doldurdukca.. şimdi sistem sancılı bir şekilde kendi karanlığını kusuyor.. hiçbirimiz şaşırmıyoruz. Sadece neden tezgahlarını şimdi dağıtıyorlar diye sorguluyoruz. Çünkü artık satacak bir "Değer" kalmadı. Bu sahte belgelerin tepeden tırnağa "gerçeği" de artık on para etmiyor... Bu ustalıkla inşa edilen karanlıkta emeği olan herkese yazıklar olsun!
Sevda Bora Çınar
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Dr. Öğretim Üyesi- sevdabora.ezyro.com/ (Portföy)









