''FRİKSİYON''
“Friksiyon”u ilk kez, Pürüzlü Mükemmellik kitabından öğrenmiş ve sizlerle sonrasında bu konuyu paylaşmıştım.
1970'lerden önce saç kremi, sadece kadın kuaförlerinde kullanılan bir üründü. Kuaförler kremi saça uygularlar ve kremin etkisini göstermesi için müşteriyi duş başlığı içinde yarım saat bekletirlerdi. Daha sonra bir marka, ilk kez kişilerin evde uygulayabilecekleri bir saç kremini piyasaya sundu ve kutunun üstüne de kullanma talimatını yazdı:
1. Kremi saçınıza ovarak yayın.
2. Otuz dakika bekleyin.
3. Durulayın.
Fakat, ikinci adımda yer alan “30 dakika bekle” önerisinin pratikte hiçbir faydası yoktu. Çünkü saç kremi zaten ilk 3 dakika içinde etkisini gösteriyordu.
Markanın ürüne eklediği “27 dakikalık bekleme” friksiyonunun ise bir anlamı vardı:
O zamana dek kuaförlerde yaşanan deneyim, bir şeyin etkili olması için bir emek verilmesi gerektiği inancına dayanıyordu. Marka, eğer bu işi 3 dakikada hallettiğini söylerse insanlara bu inandırıcı veya otantik gelmeyecekti.
İşte bu durum “friksiyon” olarak adlandırılıyor. Yapılan işlere küçük pürüzler, engeller veya yavaşlama süreci eklediğiniz zaman daha tatminkâr sonuçlar elde edebiliyorsunuz.
*
“Friksiyon”u ilk kez, Pürüzlü Mükemmellik kitabından öğrenmiş ve sizlerle sonrasında bu konuyu paylaşmıştım. Hareketimizi zorlaştıran, erteleyen her türlü kuvvete friksiyon deniyor; negatif olabileceği gibi pozitif de olabiliyor.
Mesela, rezervasyon almayan bir restoranın kapısının önünde oluşturduğu kuyruk ve beraberinde gelen “bekleme” bir friksiyondur; deneyimi daha hatırlanabilecek hâle getirir.
Süreçlere eklenen değil de, süreçlerden kaldırılan friksiyonlara baktığımızda ise web formlarında kullandığımız otomatik doldurma (autofill) özelliğini, temassız ödemeleri, tek tıkla siparişi, QR kodlarla yaptığımız geçişleri, erişimleri görebiliriz.
Yine azaltılmış friksiyon deneyiminin bir örneği olarak, geçen hafta Fransa’ya gitmeden önce, bir araç çağırma uygulamasından, havalimanı transferi için rezervasyon yapmıştım.
Uçak indi ve bana da bildirimle “Şoför rezervasyonunuzu iptal etti. Sizin için yeni araç arayalım mı?” mesajı geldi.
Önce “evet”e bastım; sonra en yakın aracın 30 dakika mesafede olduğunu görünce de hızlıca “iptal”e.
Fırsatı kaçırırlar mı; 20 euro cezayı kestiler tabii.
Bazen bizi yavaşlatan, düşünmemizi sağlayan, kimi zaman engel oluşturan friksiyonlar kaliteye ve anlama ulaşmamızı mümkün kılıyor olabilir mi diye düşünmeden de edemiyorum.
Ayrılıkların gerçek sevgileri güçlendirmesi gibi.
Veya benim -friksiyon ekleme motivasyonuyla olmasa da- sadece pazar günleri yazmam gibi.
Aşağıdaki fotoğrafa bakarsanız... Daha konforsuz koşullarda edilen sohbetlerin sohbetin tadını hep artırması gibi.
*
Öte yandan, kuşku yok ki, akıllıca azaltılmış friksiyonların ucu "sadeleşme" konusuna kadar gider. Ve sadeleşmek fazlalıklardan sıyrılıp öze ulaşabilmek, özü görebilmek demektir.
Yani biz yine dönüp dolaşıp Antoine de Saint Exupéry’nin dediğine geliriz:
“Mükemmelliğe eklenecek bir şey kalmadığında değil; çıkarılacak bir şey kalmadığında erişilir.”
Aklınıza gelen örnekler için söz sizin.
Damla Ömür Tantekin









