"Evlatla İmtihan"
Çocuk seslerinin yankılanmadığı sokaklar ne kadar da sessiz ve kederlidir.
"Evlatla İmtihan"
Çocuk seslerinin yankılanmadığı sokaklar ne kadar da sessiz ve kederlidir.
Oysa bir çocuğun gülüşü, dünyanın en saf değişim rüzgârıdır.
Bugün, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü.
Her yıl dünyada yaklaşık 400 bin çocuğun kanserle tanışmak zorunda kaldığı, yaklaşık 4 bin 700 çocuğun ise sadece Türkiye'de bu hastalıkla mücadeleye başladığı gibi bir gerçeklik var maalesef.
Kaç yaşında olursa olsun, bir evlat annesinin-babasının gözünde hep bebektir.
Evladının hastane koridorlarında attığı her adım, ebeveynin yüreğinde derin izler bırakır.
Tedavi süreci bir imtihandır; hem evlat için hem de anne-baba için.
Ne yazık ki bu imtihan her coğrafyada eşit değil.
Çocukluk çağı kanserlerinde gelişmiş ülkelerde sağ kalma oranları %80'lere ulaşırken, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bu oran %20'lere kadar düşüyor.
Gelir adaletsizliği, fakirlik, savaşlar, ilaç ve tedaviye erişimdeki eşitsizlikler, binlerce minik kalbin sönmesine sebep oluyor.
Peki, neden çocuklar artan oranda kanserle tanışıyor?
Hava kirliliği, su kirliliği, tarımda kimyasallar, endüstriyel atıklar, hormonlu gıdalar, radyasyon ve daha niceleri…
Bırakın çocukları, dünyaya gelen her canlı, insan eliyle yaratılan tahribatın bedelini ödüyor.
Bir anne-babanın evladı için tuttuğu nöbeti, şimdi biraz daha fark edelim.
Onların imtihanını anlamaya çalışalım.
Hastane koridorlarında gözü uykuya değmeyen annelerin, yastığını gözyaşıyla ıslatan babaların varlığından haberdar olalım.
Çünkü biliyoruz ki; bir çocuğun gözyaşı aslında insanlığın iflas belgesidir.
Engelli çocukları olan aileleri, farklı hastalıklar nedeniyle evlatlarının acısıyla ciğeri yanan anne babaları da unutmayalım.
Çocukları olan tüm çalışanların, bilhassa engelli evladı olan çalışanların ve elbette evlat acısı yaşamış kişilerin iş hayatında daha fazla desteklenmesi gerekir.
Evladını kaybedenlere çocuklarının ölüm yıl dönümlerinde, tedavi süreci devam edenlere ise tedavi süreci boyunca çalışırken mesai saatleri manasında ve performans talebinde esneklik sağlanması; maddi sıkıntıları olan ailelerin kurumsal ve kamusal destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi elzemdir.
Devletin, bu hassas süreçleri kolaylaştıracak yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi bir zorunluluktur.
İş yerlerinde çalışan annelerin-babaların bu tür hassasiyetleri göz önünde bulundurularak; esnek çalışma saatleri, izin kolaylıkları, psikolojik destek ve maddi yardımlar gibi uygulamaların yaygınlaştırılması, hem insan onuruna hem de toplumsal dayanışmaya yakışan bir adım olacaktır.
Çocuklar gülerken dünya iyileşir.
O halde dünya iyileşsin diye, çocuklar gülsün diye; savaşlara, adaletsizliklere, cehalete, fakirliğe, doğanın talan edilmesine, dünyaya insan eliyle verilen zarara, yani; çocukların gülüşünü söndürecek her şeye itiraz edelim.
Çünkü belki de dünyanın en büyük acısı evlat acısıdır.











