Eğer Birgün Kızılçullu'dan Yabancı Ellere Gidersen...
Eğer birgun Kızılçulludan yabancı ellere gidersen eğer Şirinyer İstasyonun da sevdiklerini bekleyen sevdiklerine giden insanları da hatırla...
Osman Ağa'dan geçip melez çayına dökülen buz gibi suları, o cadde üzerindeki Sarı Bakkalı, Sadık Bakkalı, Osman Ağa'nın parklarını da hatırla...
Sana
gülümseyen Osman Ağa'daki ve Yeşilderede ki kırlarda Çiçek açmış papatyaları, laleleri ve kır çiçeklerini de hatırla...
Yazları gittiğimiz İpek Sineması'nın yazlığını tahtadan yapılmış sandalyeleri hatırla...
O sokaklarda yazdığım şiirleri köşe başlarında sakladığım merhabaları hatırla...
Gizlice ayrıldığın komşularına, sevdiklerine bıraktığın, veremediğin o mektuplarını hatırla...
Kızılçullu'dan sana gelen fakat ağlarım diye okumadığın o şiirleri hatırla...
Hürriyet mahallesinde, Osman Ağa'da istasyonda sokaklarda gevrek satan, körebe, yakan top oynayan al yanaklı Çocukları hatırla...
Günahlarını ve sevaplarını da buradan gittiginde onların da seninle gelecek olmasını hatırla...
Her sabah uyandığında pencerendeki saksılarda yetiştirdiğin papatyaları ve gülleri de hatırla...
Gelincikleri ve kır çiçeklerini de hatırla zambakları da boynu bükük kalmasın...
Kızılçullu istasyonda gelen-giden kara trenleri bütün kızılçulluya dağılan siyah dumanları da hatırla...
Kızılçullu hat boyundaki bazen trenleri taşlayan, bazen trenlere el sallayan, al yanaklı güzel yürekli Çocukları da hatırla...
Şirinyer Lisesinden çıkan öğrencilerin, öğretmenlerini yolda gördüklerinde, nasıl ellerini öptüklerini, nasıl saygı gösterdiklerini hatırla...
Eğer Birgün Kızılçullu'dan yabancı ellere gidersen...
Eğer gülüşümü, sana bakan gözlerimi sonra sesimi de hatırla...
Sana geceleri yazıp gönderemediğim göz yaşı döktüğüm şiirlerimi de hatırla...
Sana buruk bir aşkın, sevdanın tarifini imkansız duygular içinde bıraktığını da hatırla...
Sonbaharda Kızılçullu'da sararmış kurumuş yaprakların, bahçelere ve caddelere nasıl düştüğünü hatırla...
Sen yokken savrulan yaprakların nasıl rüzgarın oyuncağı olduğunu da hatırla...
Bucada Mezar taşlarının üzerinde yazdığı gibi...
Bir Çiçek görürsen boynunu bükmüş, Bir ağaç görürsen yaprağını dökmüş, birisine rastlarsan genç yaşta çökmüş, hatırla sevgilim beni hatırla...
Eğer Birgün Kızılçullu'dan yaban ellere gidersen...
Eğer geceleri sana gülümseyen Ay dedeyi hatırla, her sabah uyandığında sana gülümseyen güneşi hatırla...
Benden daha iyisini bulursan,
Eğer beni unut.
Daha kötüsünü bulursan,
Eğer acılar içinde kalmış çocukluk sevgilini hatırla...