Dünya Kadın Kongresi bu yıl Antalya'da yapıldı....
Türkiye’de eğitim materyallerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği tartışılıyor. Kadın Kongresi’nde sunulan çarpıcı analiz, erken çocukluk eğitimindeki kalıpları gözler önüne serdi.
Dünya Kadın Kongresi bu yıl Antalya'da yapıldı ve bildiri özet gönderiminden tam metin gönderimine, kongre açılışından sonrasındaki fotoğraf çekimine kadar her şeye ya son anında ya da gecikmeli olarak yetişebildim. Bu koşuşturma içerisinde bugünkü veli toplantısına katılamadım, ders notlarını teamse yükleyemedim, hakemlik yapacağım makaleyi okuyamadım derken yemek de yapamadım haliyle.. Kadınlar gününde kadınların bölünmüş toplumsal cinsiyet yüklerini, anneliği, akademisyenligi, şiddete karşı önleyici teknolojik sistem ve inivasyonlari, tarihte ve gelecekte kadın kimliğini, eğitimin toplumsal cinsiyet esitligindeki önemini ve buna benzer pek çok şeyi konuştuk, dinledik. Uzun zamandır neyi merak ediyorsam onu araştırıyorum, ne canımı sıkıyorsa onu akademik mercek altına alıyorum. üşenmeden yapıyorum bunu ve bugün aslında bu yaptığımın psikolojik bir savunma mekanizması olduğunu, kafamdaki sesleri üreterek ve çalışarak susturduğumu özlem hocamdan ilginç bir sunum dinlerken öğrenmiş oldum. Çoğu kişinin fark etmediği, fark etse de umursamadığı, umursasa da kendi işi olarak görmediği, dolayısıyla sorun olmaktan çıkmış bir sorunu inceledim bugün. Ebeveyn olarak 6-7 yaş 1. siniflar için okul tarafindan verilmis basit bir okuma setini haftalık olarak çocuğuma okutmalı ve okumasını ilerletmeliydim. "Tini Mini Birler" okuma seti. Set boyunca mutfakta, kapı önünde, temizlik ve çocuk bakımında bir anne.. çocuklarla sıfıra yakın duygusal ve egitsel iletişimi olan evin dışına konumlanmış bir baba.. Denizcilik oyunu oynayan erkek çocukları, kek kurabiye pişirme oyunu oynayan ve erkek kardeşini araştırma, keşif ve macera oyununun gerisinde ona el sallayarak uğurlayan kız çocukları.. Dişçi erkek, hemşire kadın, öğretmen kadın, okul müdürü erkek derken.. renkler bölünmüş, işler bölünmüş, çocuklar bölünmüş, hayaller bölünmüş.. O tüm umudumuzu bağladığımız genç nesiller, tek çare gördüğümüz eğitimle bir de... daha okuma yazma mutfağındayken kısıtlanmış, kalıplara sokulmuş.. CEDAW zaten yalan olmuş, SKA'lar süslü hedefler olarak kalmış.. Şimdi bu okuma seti beni kadın olduğum için mi rahatsız etti, anne olduğum için mi yoksa? Hukukçu olduğum için mi ya da? Belki de sadece insan olduğum için..
Bülent Ecevit Kültür merkezinde, logosunda iki erkeğin tokalasmasi olan bir kurumun ev sahipliğinde, çoğunlukla rektör ve başkanları erkek olan pek çok universite ve kurumun katıldığı bir kongrede, aklım biraz veli toplantısında biraz yarına erteledim yarım kalmış işlerimde.. Erken dönem eğitim materyallerindeki cinsiyetçiliği bir okuma seti üzerinden analiz ettim. Sunumu Türkçe yaptım ve İngilizce olarak sadece şunu söyledim: Türkçe bilmiyorsanız bu hiç sorun değil, okuma yazma bilmeyen cocuklara okumayı mi yoksa toplumsal cinsiyet kalıplarını mi öğretiyoruz ona bakacağız. kitabın gorsellerine odaklanmaniz yeterli. Bakalım haklı miyim?"
Sevda Bora Çınar
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Dr. Öğretim Üyesi- sevdabora.ezyro.com/ (Portföy)
- turkiyegunlugu.net









