Çocuk Haklarını Anlatan Kitaplar

Çocuk Edebiyatı’nda “Çocuk Hakları” konusunu ele alan birçok kitap var.

Çocuk Haklarını Anlatan Kitaplar

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / KİTAP TANITIMI

⁉️ Çocuk Haklarını Anlatan Kitaplar

Çocuk Edebiyatı’nda “Çocuk Hakları” konusunu ele alan birçok kitap var. Bu kitaplardan biri de Hafize Çınar Güner’in yazdığı, Burcu Yılmaz'ın resimlediği Nesin Yayıncılık A.Ş tarafından yayımlanan “Eğer” adlı kitaptır.

Yazar, yetişkinlerin kendi çocukluk deneyimlerini unutarak çocuklardan çok fazla şey bekledikleri gerçeğine bir eleştiri getiriyor.

⁉️Biçim ve İçerik

Metin, bir çocuğun öznel ve içsel sesiyle ilerleyerek anlatıyı çocuğun perspektifinden sunmaktadır. Kitabın ilk bölümde çocuk etrafındaki büyüklerin/toplumun beklediği rollere uymaya çalışır. Finalde ise kendi doğasıyla kucaklaşıp özgürleşir.

“Ama ben bir fare gibi bıcır bıcır
Bir serçe gibi cıvıl cıvıl,
Bir tavşan gibi kıpır kıpır
Bir yunus gibi fıkır fıkır
Bir rakun gibi kıkır kıkırım.
Çünkü henüz sadece beş buçuk yaşındayım.”

Metindeki temel çatışma, bireysel kimliği ile toplumsal beklentiler arasında sıkışan bir çocuğun deneyimidir. Ancak bu çatışma dışsal bir engelle değil, çocuğun kendi içsel farkındalığıyla çözüme ulaşır. Kitap da tam olarak bu noktaya değinerek, çocukların yetişkinlerin beklentilerine göre değil kendi doğalarına uygun şekilde büyümeleri gerektiğini savunur.

Peki, tarih boyunca çocukluk kavramı nasıl şekillendi?

⁉️Çocukluk Kavramı...

Orta Çağ’da çocukluk, özgün bir kavram olarak görülmüyordu. Çocuk ile yetişkin arasında belirgin bir ayrım olmadığı için beş yaşından itibaren çalışmaya başlar, kimi zaman ailesinden uzak yerlere gönderilirdi. Bu durum, aile içinde duygusal bağların oluşumunu zorlaştırıyor, çocuğu "küçük bir yetişkin" hâline getiriyordu. Giyim kuşamı ve genel görünümü de yetişkinlerin bir kopyası gibiydi.

Rönesans ile birlikte insan haklarının temelleri atıldı, birey kavramı öne çıktı ve matbaanın icadıyla bilgiye erişim arttı. Bu gelişmeler, çocukların da bir birey olarak görülmeye başlamasını sağladı.

J.J. Rousseau "Emile" adlı eserinde çocuğun doğal bir varlık olduğunu ve kendi doğasına uygun şekilde büyümesi gerektiğini savundu. Ona göre, anneler de çocuklarını en iyi şekilde yetiştirebilmek için eğitim almalıydı. Bu fikirler, çocukluk kavramının değişiminde önemli bir rol oynadı.

Ancak çocukluk, her dönemde aynı doğrultuda gelişmedi. Dünya savaşları sırasında çocukluk kavramı militarize bir yapıya büründü. "Amiral Battı" gibi savaş temalı oyunlar, çocukları savaş kültürüne alıştırmanın bir aracı hâline geldi.

Tarih boyunca çocukların merak, hareket ve neşeyle var olma hakkı çoğu kez göz ardı edilse de günümüzde bu haklar evrensel olarak korunmaya çalışılmaktadır. Çocukların birey olarak kabul edilmesi, özgürce gelişmesi, eğitim ve oyun haklarına sahip olması artık inkâr edilemez bir gerçektir.

Peki, gerçekten çocukların haklarını koruyabilen bir dünya inşa edebildik mi?

Aylin Aktaş

 Yazar | Dramaturg | Yazarlık Eğitmeni | P4C Eğitim Uzmanı