ÇANAKKALE: YÜREĞİMİZE KAZINAN DESTAN
Çanakkale Zaferi'nin 110. yılında, vatanı için can veren kahramanlarımızı anıyoruz. Tarihin en büyük destanlarından biri olan Çanakkale, fedakârlık, azim ve birlik ruhunun en güçlü örneğidir.
ÇANAKKALE: YÜREĞİMİZE KAZINAN DESTAN
Geçen yıl, Çanakkale’yi anlatmaya çalışmıştım.
Bir destanı kelimelere sığdırmaya gayret etmek...
Ne büyük cesaret, ne büyük eksiklik!
Çünkü Çanakkale sadece bir savaşın değil, insanlığın, fedakârlığın, kardeşliğin ve azmin en derin izlerini taşıyan bir hâtıradır.
Bu yıl, önce geçen seneki paylaşımı tekrar ederek anmak istedim.
Ama sonra fark ettim ki, LinkedIn algoritmalarının gölgesinde kalan bu anma içimi rahatlatmadı.
Çünkü Çanakkale, bir paylaşımdan, birkaç satırdan, hatta kitaplardan bile büyük!
Öyleyse bir kez daha, sıfırdan, tertemiz bir sayfada, o ruhu anmak gerek...
"Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni..."
Bazen bir türkü, binlerce kelimenin anlatamayacağını anlatır.
Bazen de bir mektup...
"Sevgili anacığım. Burada gökyüzü kurşun rengi, topraksa kan kokuyor. Geceleri duaların sesini duyuyorum, gündüzleri vatanımın nefesini... Eğer dönemezsem, bil ki bir hilal uğruna toprağa düşmüşüm. Ellerinden öperim."
Kim bilir, bu satırları yazan genç evladını bekleyen kaç ana gözyaşı döktü?
Kaç kardeş, kaç nişanlı, kaç çocuk, bir daha dönmeyecekleri bekledi?
Ve kaç yürek, sadece vatanı değil, sevdiklerini de geride bırakarak o mevzilere koştu?
Gazete küpürlerinde kahramanlık, hatıralarda vefa...
O günlerin gazetelerinde, cephede yaşanan kahramanlıklar anlatılıyordu.
Ama satır aralarında, açlıkla, susuzlukla, mermiyle değil; yoklukla, hastalıkla, hasretle savaşanların hikâyeleri de gizliydi.
Mehmetçik, süngüsünü değil yüreğini ortaya koyarak kazandı Çanakkale’yi.
Ve o yürek, tam 110 yıldır bu topraklarda çarpıyor.
Bir neslin fedakârlığı: İstanbul Erkek Lisesi'nin mezun veremediği yıl...
1915’te Çanakkale cephesine koşanların arasında sadece askerler yoktu; öğrenciler, öğretmenler, hatta daha kalemi bile tam anlamıyla tutmayı öğrenememiş çocuklar da vardı.
İstanbul Erkek Lisesi, o yıl mezun veremedi.
Çünkü öğrencileri, vatan savunması için cepheye gitmişti ve çoğu geri dönmedi.
Diplomalarını alamadılar ama bu vatanın tapusunu kanlarıyla mühürlediler.
Onların isimleri, sadece okul defterlerinde değil, bu milletin kalbinde kazılı kaldı.
Çanakkale'yi anmak, sadece 18 Mart’ta yapılan bir ritüel değildir.
Çanakkale, iliklere işleyen bir bilinçtir.
O yüzden geçen yıl anlatmaya çalıştım, yetmedi.
Bu yıl tekrar yazdım, yetmeyecek.
Seneye de anlatacağım, yine yetmeyecek.
Çünkü Çanakkale, unutulmasın diye her yıl, her gün, her an yeniden hatırlanması gereken bir mirastır.
Onları unutmadık, unutmayacağız!
Biz onlardan razıyız.
Acaba onlar bizden razı mıdırlar?
"Lekesiz, tertemiz alnından vurulmuş yatıyor;
Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer."
Dr. Ejder ORMANCI
Değişim Yönetimi Lideri & Kurucu- ejderormanci.com (Kişisel)
- dnoconsulting.com (Şirket)
- turkiyegunlugu.net









