CAN CANA MUHTAÇ
Bir akademisyenin sınıf çalışmasında öğrenciler, okul şiddetine karşı cezadan çok rehabilitasyon ve sosyal bağları güçlendiren çözümler önerdi.
On üç yıldır her Çarşamba yaptığım gibi 15 Nisan sabahı Amfi 1’e girdim. Hukuk başlangıcı dersime her zaman güncel olaylarla bağlam kurarak başlarım. Maalesef geçen haftanın konusu Urfa Siverek’te bir öğrencinin eski okulunda düzenlediği saldırıydı.
Öğrencilerimin kendilerini kanun koyucu yerine koymalarını ve bu tür olayların önünün alınması için düzenleme önerileri yazmalarını istedim. 5 dk. süre verdim. Ben de yazdım. Ortaya aşağıdaki tablo çıktı. Sonuca ben de şaşırdım. Önceden hiçbir yönlendirme, vasıflandırma, tasnif yapmamıştım. Neredeyse tüm erkek öğrenciler suç işleyenin cezalandırılmasına yönelik öneriler getiriyordu. Polislerin yetkisinin artırılmasından vatandaşlıktan çıkarmaya, hadım etmeye kadar giden öneriler yapanlar oldu. Neredeyse tüm kız öğrenciler ise öğrenci rehabilitasyonu, veli eğitimi, sosyal bağların güçlendirilmesi odaklı, önleyici, yapısal öneriler sunuyordu.
Benim önerilerim de kız öğrencilerin önerileriyle benzeşiyordu: Zorunlu ebeveyn eğitimi, sınıfta, okulda öğrenciler arasında bağlar ve ağlar kurma odaklı eğitim modülleri oluşturmak (proje/takım çalışması; topluluklara üyelik); anayasa okuryazarlığı üzerinden vatan, millet, devlet sevgisi ve vatandaşlık bilinci kazandırmak (bu önerimi Talim Terbiye Daire Başkanı’na bizzat sundum ancak henüz hayata geçirilmedi); drama yöntemiyle uygulamalı kanun önünde eşitlik dersi yapmak; kaynaşma amaçlı en az bir şehir içi, bir şehir dışı gezi düzenlemek; sanat ve spor derslerinin ağırlığının artırılması ve yapılmamasının yasaklanması; öğrencilere şişirme not vermenin yasaklanması; bitki ve hayvan bakımı dersi zorunluluğu getirilmesi.
Kızlarla erkeklerin ortak önerisi okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması oldu. Dersimizi bitirdikten bir saat sonra çok daha vahim sonuçları olan bir saldırının gerçekleştiğini duydum; dondum kaldım. Çocuğun çocuğu katletmesinden daha kahredici, yok edici, hiçleştirici ne olabilir? Savunmasız, saldırmayan canlıları katletmek insanlık dışıdır ancak bunu yapanın henüz insanlıktan çıkacak kadar yaşamamış bir varlık olduğunu düşününce çok korkunç bir durum ortaya çıkıyor: Daha insan olamamış bir mahluk… Aile olarak, toplum olarak insan yetiştiremezsek insan soyu olarak yok oluruz. İnsanca yaşamaktan ve bu yaşamı yavrularımızla paylaşmaktan başka varoluş yolumuz yok!
-Mış gibi yaptığımız her şey dönüp bizi vurur. Çocuğumuzla ilgileniyormuş gibi yapmak, öğretiyormuş/öğreniyormuş gibi yapmak, eğitim veriyormuş gibi yapmak… Tahtanın sol tarafındaki kırmızı öneriler yapısal nitelikte; emek ve sabır istiyor. Sağ taraftaki mavi önerilerse davranışsal/tepkisel nitelikte; güç ve şiddet gerektiriyor. Kırmızıyı göz ardı ederek maviye odaklanmak sürdürülebilirliği sağlamaz. Kırmızıyı uygulamak için de mavinin varlığının ve kullanılabileceğinin bilinmesi gerekir.
Birbirimizi sarıp sarmalamak ve birbirimize iyi gelmek için eşitlikçi, adil bir ekosistemi aileden başlayarak okula ve topluma yaymalıyız. Çaba göstermek zorundayız. İnsan insanın kurdu değildir, insan insanın yurdudur.
Canım Ayla öğretmenimin bedenini öğrencilerine siper ettiren ruhtur insanlık… Bağlar kurmak, bağları güçlendirmek, giderek ağlar kurmak ve kimseyi dışarıda, yalnız bırakmamak. Bir merhaba, bir yardım etme/isteme, bir dinleme, bir ses verme, bir mentorluk, bir buluşma, bir kaynaşma… Çok ihtiyacımız var. #cancanamuhtaç













