Boşanırken “Hiçbir Şey İstemiyorum”
Boşanma sürecinde “nafaka istemiyorum” diyen bir annenin 15 yıllık iç hesaplaşması ve kadınların çocukları için güvence talep etmesinin toplum tarafından nasıl yanlış anlaşıldığı üzerine etkileyici bir anlatı.
Yıl 2010.
Boşanma dilekçesi elimde, avukatımın karşısındayım. Henüz 30’larımdayım.
Avukat soruyor: “Çocuk için nafaka talebiniz var mı?”
Ben, elimde çay bardağı, “Hayır” diyorum.
Çünkü daha birkaç gün önce, oğlumun babası öyle cümleler kurmuştu ki...
“Sen beni hiç tanımadın mı?” demişti.
“Ben çocuğuma mahkeme istediği için mi bakacağım?”
“Benim çocuğum o!”
Ses tonu öyleydi ki... sanki onun iyiliğini sorgulamak bile suçtu.
Ve ben de inandım.
Bir annenin en zayıf yerinden yakaladı beni: Vicdanımdan.
“Evet ya,” dedim. “Ben ayıp ettim.”
Ve hâkim tekrar tekrar sorduğunda, kararlı bir sesle şöyle dedim:
“Hiçbir şey istemiyorum. Sadece velayet.”
Bugün o kararı vereli on beş yıl oldu.
Ne bir nafaka, ne bir destek…
Sıfır.
Oysa ki o günlerde durumu iyiydi. Ama mesele zaten para değildi.
Mesele, bir kadının boşanırken kendini kandırmaması gerektiğiydi.
Toplumda kadınlar boşanırken çocukları için bir ev, bir güvence istediğinde, hemen o yapıştırma gelir:
“Paracı!”
Ama kimse durup sormaz:
Bu kadın neden bu kadar temkinli?
Çünkü bilir…
Boşanmanın ardından yeniden evlenen bir erkek, çoğu zaman sadece eşinden değil; çocuklarından da uzaklaşır.
Yeni ev, yeni eş, yeni çocuklar, yeni sorumluluklar…
Ama kadın öyle mi?
Ne olursa olsun o çocukları bırakmaz.
Geceleri sessizce ağlar ama sabah kahvaltısını yine de hazırlar.
Hem anne olur, hem baba.
İşte bu yüzden kadınlar temkinlidir.
Güvence istemek bir lüks değil; içgüdüdür.
Ve çoğu kadın bilir:
Bir erkek, eğer eşine öfkeliyse ve kadın o ilişkiden kendini kurtardıysa…
Çoğu zaman sadece karısından değil, çocuklarından da boşanır.
Onları da “cezalandırır.”
Bu yüzden…
Kadın boşanırken yalnız kalmamak için değil; çocuklarını yalnız bırakmamak için önlem alır.
O ev, o güvence, o üç kuruş nafaka bir “kazanç” değil; bir annenin çocuklarına borcudur.
Bunu isteyen kadına “paracı” değil, “sorumlu” denir.
Ve bazen bir kadın, mahkeme salonunda “Hiçbir şey istemiyorum” dediği günü… bir ömür boyu içinden silip atamaz.
Melek Demircioğlu
- bellayemek.com (Şirket)









