TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / TARİH
Bir Osmanlı İhaneti
İlk Milli Şehidimiz
BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY
Kemal Bey peşin hükümlü Nemrud Mustafa Paşa başkanlığındaki mahkeme tarafından 2 Şubat 1919’da başlayan yargılaması 8 Nisan 1919’da idam hükmüyle sonuçlanır. Bu, "savaş suçlusu" aleyhine verilen ilk idam cezası idi.
İdam kararı onaylanmak üzere saraya gönderilir. Padişah Vahdettin kararı onaylamak istemez. "Bu yoldaki hükümler devam edecek olursa, iş intikam ve bilahare mukâtele şeklini
alacağından" çekinerek şeyhülislam tarafından fetva verilmesini ister. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi yargılamanın adil olduğu fetvasını verir ve idam kararını onaylar.
Padişahın idam kararına karşı çıkacağını anlayan İçişleri Bakanı Mehmed Ali Bey ve Adliye Müsteşarı ve İngiliz Muhibleri Cemiyeti Reisi Said Molla, padişahı kandırması için Damad Ferit Paşa'yı saraya gönderir. Karar saraydan çıktıktan sonra Bekirağa Bölüğünde kalan Kemal Bey akşamın alaca karanlığında buradan alınarak Beyazıt Meydanı'na getirilir. Takvimler 10 Nisan 1919'u göstermektedir. İdam sehpasının etrafını polis ve jandarma sararak, halk yaklaştırılmaz. Kemal Bey sehpada halka dönerek son sözünü söyler:
"Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bu gün de budur, yarın da budur. Yabancı devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet!.."
Meydana yığılan on binler hep bir ağızdan bağırır:
"Kahrolsun böyle adalet!.." Kemal Bey sözüne devam eder:
"Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Vatan uğrunda cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin,.. Amin!.,"
Halk hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır.
Meydanı gören eski rektörlük binasının penceresinden devrin Adliye Müsteşarı Said Molla'nın cellatları paylayan bağırtısı duyulmaktadır:
"Söyletmeyin bu alçak herifi!... Hemen asın bunu!.."
Az sonra 35 yaşındaki gencecik Türk Milliyetçisi Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey dar ağacında sallanıyordu.
Bu haksız idam halk tarafından büyük tepkiyle karşılanır. Cenazesi Sirkeci'ye kadar bir insan seli tarafından omuzlarda taşınır, daha sonra vasiyeti üzerine babası Arif Bey tarafından sandalla Kadıköy'e geçirilerek Kuşdili'ndeki Mahmut Baba Mezarlığı'na toprağa verilir.
Türk Milleti ve Atatürk vasiyetini tuttu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi 14 Ekim 1922'de çıkardığı özel bir kanunla Kaymakam Kemal Bey'i "Milli Şehit" olarak kabul etti. TBMM ayrıca çıkardığı bir kanunla da Beşiktaş’ta dört daireli bir apartmanı ve Beyoğlu’nda bir evi ailesine hibe etmiş ve ömür boyunca tüm çocuklarına aylık bağlamıştır. Ayrıca Yozgat, Boğazlıyan'da bir mahalle ve bir ilkokul da Kemal Bey'in anısını yaşatmak için "Milli Şehit"in adını taşır.
Kemal Bey'in tabutunu Beyazıt Meydanı'ndan Sirkeciye kadar omuzlarda taşıyan İttihatçıların torunları 70'li ve 80'li ve 90'lı yıllarda bölündüler; kimileri İskilipli Atıf anmasında gözyaşı döktü, kimileri Necip Fazıl'ın aklına uyarak "Din mazlumudur" diye Şeyh Sait anması yapanlara alkış tuttu ama Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hep unutuldu.
Sen rahat uyu milli şehitim!.. Milliyetçilik ilkelerini siyaset meyhanelerinde meze yapmayacak yeni bir kuşak yetişti; sol, sağ kavramlarını çöpe atıp Türklük duygusunda kenetlendiler ve sizlerin emanetine sahip çıkmaya geliyorlar!..