"Bir Askerin Mektubu" albümümden ,

ANITKABİR MUHAFIZ ALAYINDAN bir Mehmetçik ve "Lütfen bizi unutma!", demiş.

"Bir Askerin Mektubu" albümümden ,

"Bir Askerin Mektubu" albümümden ,
2014 de göndermiş takipçim olan ANITKABİR MUHAFIZ ALAYINDAN bir Mehmetçik ve "Lütfen bizi unutma!", demiş.

"Benim adım ASKER, kimileri MEHMETCİK, der. Aynı, ailemdeki bütün erkeklere dendiği gibi. Nüfus kağıdımda adımın ne yazdığı önemli mi? Askerim ben. 81 vilayetten birinde doğdum. Bu vatanın bir evlâdı olarak, vatan borcumu ödüyorum. Boyum 1,88 m, kilom 101. Acemi birliğinde seçtiler beni. Mülakattan geçtim. Sorular sordular, bildiğimi cevapladım. "Yiyom- içiyom - gidiyom - geliyom - yapiyom - ediyom" dememem için, bir defter dolusu doğrusunu yazdırdılar bana bunların. Muayeneden geçtim 4 kez. Üniformam dışından gözükecek dövmem var mı, diye baktılar hep. 3 ay sonra dağıtım olarak Ankara Muhafız Alayına geldim. Hepimizin burada kalmayacağını, bazılarımızı, İstanbul ve Çanakkale’ye göndereceklerini söylediler. Boş tüfekle yürüyüş eğitimi aldık. Mankenlerin yaptığı gibi çizgi üzerinde düz yürüdük iki hafta. “Kaz Adımı” öğrettiler. Sizin 1 saniye bildiğiniz şeyin, ağızdan çıkan iki heceli üç-beş harfli bir kelime ile eşit olduğunu öğrendim. Her adımda 1 saniye boşluğunu içimden saydığım iki heceli kelime ile geçtim. Arkadaşlarımla, göz göze gelmeden bu saniye ölçümü ile aynı anda aynı hareketi yaptım. Dönüşlerde köşe yapmayı öğrendim. Ben bunları yaparken sürekli karşımda Atatürk resmi, Atatürk büstü, Atatürkün sözlerini yazan tabelalar vardı. Zaten severdim Ulu Önderi. Ama, onun kabrinde, onun naciz vücudunu bekleyeceğim bana bir kat daha gurur verdi. Yattığımız yataklarda düz yattık hep, ayakta hazır olda bekler gibi. Sağa sola dönersek , nöbetçi astsubay veya çavuş bizi uyandırır, düz yat derdi. Periyodik olarak tam 1 saat , sonra 2 saat ayakta kıpırdamadan durma eğitimi aldık. Terimiz akardı silemezdik, yüzümüz, sırtımız kaşınırdı kaşıyamazdık. Sinek konardı, huylanırdık, kovamaz hatta üfleyemezdik bile.. 2 ay daha geçti böylece. Kıpırdamadan durmayı öğrendik. Bakmak - Görmek kavramını öğrettiler bize. Sabit bir noktaya bakmamız ama baktığımızı görmememizi adeta şartladılar. Gerçekten deneyin, bir noktaya sürekli sabit bakın , zaten başka bir şeyi göremiyorsunuz. Gün geldi bu resmimim çekildiği yerde ve Anıtkabir girişinde nöbet tutmaya başladım. Hava ve arkadaşlarımın sağlık durumuna göre 1 saat veya 2 saat bu nöbeti gururla tuttum. Bize derlerdi ki, böyle nöbet tutan askere hap verirler, topuğundan iğne yaparlar, seni uyuştururlar. Hiç alakası yok. İnanın orda nöbet tutarken, içinizi kaplayan gurur herşeyin önünde. Kıpırdamanız bir yana, acıkmazsınız, susamazsınız, kaşınmazsınız. Dikkatiniz baktığınız sabit noktadadır. O nokta bazen, şekilden şekile girer sizin bakışlarınızda. Bir tek ter.. Ah o ter var ya, sırtınızdan süzülürken hiç koymaz da, başınızdan yüzünüze, gözünüze sızan ter sizi mahveder. Ziyarete gelen analar, babalar gelir siler terimizi. Bilseniz ne dua ederiz. Teşekkür edemeyiz ama, göz göze gelirsek, minnet hissimizi gözümüze bakan anlar.