Bilgiyi Ezberleyen Değil, Anlamlandıran Nesiller Yetiştirme Zamanı

Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı çağımızda, eğitim sistemimizde ezber yerine anlamayı, sorgulamayı ve üretmeyi esas alan bir yaklaşıma geçmenin önemi vurgulanıyor.

Bilgiyi Ezberleyen Değil, Anlamlandıran Nesiller Yetiştirme Zamanı

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ 

Uzun yıllar boyunca eğitim sistemimizde soruların temel amacı bilgiyi ölçmekti. Öğrenciye bir konu anlatılır, ardından da bu konuyu ne kadar öğrendiği, daha doğrusu ne kadar ezberleyip hatırlayabildiği test edilirdi. Sistem, öğrenciyi adeta bir bilgi deposu gibi görür; ne kadar çok bilgi depolarsa o kadar başarılı sayardı.

Bu anlayış, bir dönemin ihtiyaçlarına belki karşılık veriyordu. Bilginin az olduğu, ona ulaşmanın zor olduğu zamanlarda, bilgiyi taşıyan ve aktarabilen bireyler kıymetliydi. Ancak bugün dünya bambaşka bir yerde. Bilgiye ulaşmak birkaç saniyelik bir arama kadar kolay. Bir formül, bir tanım ya da bir tarih bilgisi… Hepsi parmaklarımızın ucunda.

Durum böyle olunca artık mesele
ne kadar biliyorsun değil, bildiklerini ne kadar işe koşabiliyorsun sorusu etrafında şekilleniyor.
Çünkü bilgiye sahip olmak, artık tek başına bir fark yaratmıyor. Asıl değer; bilgiyi anlamlandırmakta, yorumlamakta, yeni bağlamlara uyarlayabilmekte ve en önemlisi onu eyleme dökebilmekte saklı.

Bugünün öğrencisi sadece doğru cevabı ezberleyen değil; doğru soruyu sorabilen, araştıran, sorgulayan, bağlantılar kurabilen, yaratıcı çözümler üretebilen birey olmak zorunda. Bu da sadece öğrenciyi değil, eğitim sisteminin tüm bileşenlerini değişime zorluyor.

Öğretmenler için de roller değişiyor. Artık öğretmen, sadece bilgiyi aktaran kişi olamaz.

Çünkü bilgi, artık her yerde. Asıl mesele, öğrenciyi düşünmeye, araştırmaya, sorgulamaya teşvik eden bir rehber olabilmek.
Bilgi vermekten çok, merak uyandırmak gerekiyor. Ezberletmekten çok, anlamayı derinleştirmek gerekiyor.
Bugünün öğretmeni; yönlendiren değil yol açan, hazır cevabı veren değil, cevabı birlikte arayan bir yol arkadaşı olmak zorunda.

Eğitimdeki bu zihinsel dönüşümü sadece teknolojik gelişmelere ya da çağın ruhuna bağlamak da yeterli değil.
Bu dönüşüm, aslında insanı merkeze alan bir anlayışın doğal sonucu.
Çünkü artık biliyoruz ki; bir öğrencinin ezberlediği bilgi değil, düşünme becerisi ve öğrenme tutkusu onun geleceğini belirliyor.

Eğer çocuklarımıza 21. yüzyılda güçlü bireyler olarak yer almalarını istiyorsak,
önce eğitim anlayışımızı güncellememiz gerekiyor. Ezberleyen değil anlayan, tekrar eden değil üreten, sorgulamayan değil sorgulayan bireyler yetiştirmek için…

Soruları da, rolleri de yeniden düşünmenin zamanı geldi.

Nurtaç (ŞATIR) GÖKGÖZ

 Karadeniz Teknik Üniversitesi