Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Kaybolan Mozaiği ve NATO’daki Eseri
1958 Dünya Fuarı’nda Türkiye’ye büyük prestij kazandıran Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun mozaik duvarı kayboldu. Sanatçının NATO’ya hediye ettiği diğer eseri ise hâlâ Brüksel’de sergileniyor.
Anlatacağım hikâye 1950’lerin ikinci yarısında geçiyor… Brüksel’de 1958'de düzenlenen dünya fuarına Türkiye de katılır. Proje çerçevesinde, Asya ile Avrupa’yı, geçmişle geleceği birbirine bağlayan modern Türkiye’yi iki binanın ve bunları birbirine bağlayacak 60 metrelik bir duvarın temsil etmesi öngörülür.
Binaların biri ahşap diğeri camdır ve ikisini birbirine bağlayan duvar, yapımında İtalya’dan getirilen 1 milyon taşın kullanıldığı 200 panolu bir mozaikten oluşmaktadır. Bu duvarı yapan kişi ise ülkemiz için önemli bir isimdir:
Bedri Rahmi Eyüboğlu.
227 metrekarelik mozaik duvar fuarda büyük ödülü kazanır ve bütün dünyanın yarıştığı uluslararası bir ortamda, hedeflendiği gibi, Türkiye’ye yüksek bir prestij getirir. Fuar bitiminde, pavyon binası ve mozaik duvar İstanbul’da sergilenmek üzere paketlenerek Belçika’dan trene yüklenir.
Fakat, sırrı çözülemeyen bir şekilde mozaik duvar kaybolur.
Sonradan duvarın bazı parçalarının Kıbrıs’ta bulunduğuna dair rivayetler olsa da, Bedri Rahmi’nin 12 öğrencisiyle beraber bir yıl boyunca yaptığı bu nadide eserin bütünlüğü ne yazık ki korunamamış, yok olmuştur.
*
Sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu bu kez, 1960'larda, 10 ton ağırlığında, 14 metre uzunluğunda ve 3,5 metre yüksekliğinde başka bir mozaik yapar ve Anadolu kültürünü, motiflerini modern teknikle harmanlayan bu eserini o dönem Paris’te bulunan NATO Karargâhı'na hediye eder.
Yeni mozaik duvar NATO’nun Brüksel’e taşınmasıyla önce eski karargâha sonra da yeni merkeze taşınır. Tarihi değer taşıyan eserin nakli her seferinde dev vinçlerle ve özel bir lojistikle özenle gerçekleştirilir.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun mozaiği şimdi, Türkiye’nin Batı ile kurduğu bağın bir sembolü olarak, NATO’nun yeni merkezinde, ana girişin karşısındaki alanda sergilenmeye devam ediyor. Ve Bedri Rahmi’den çağdaş Türk sanatının en üretken isimlerinden biri olarak bahsediliyor.
Gurur verici, değil mi?
*
Hepimizi gururlandıracak bir konu da, Türkiye-NATO ilişkilerinin tarihçesi anlatılırken yer verilen şu bilgi:
Türkiye, Hollanda ve Danimarka ile birlikte Hava Kuvvetleri’nde kadınlara görev veren ilk NATO ülkeleri arasında yer almış.
Daha da önemlisi, NATO bayrağı altında görev yapan ilk kadın savaş uçağı pilotu, 1950’li yılların başında Türk Hava Kuvvetleri’nden Leman Bozkurt Altınçekiç olmuş.
Ve kadın savaş uçağı pilotu yetiştiren ilk ülke Türkiye imiş.
*
Hem ressam hem şair Bedri Rahmi’ye tekrar geri dönersem…
Onu farklı kılan şey, kuşkusuz ki, yerelle evrenseli özgün bir şekilde buluşturabilmesi ve bu sayede zamanın ötesine seslenebilmesiydi. Paris’te eğitim görmüştü ama Batı’ya öykünerek değil; Batı’ya kendi kültürünü anlatmak için sanat yapmıştı.
Yetiştirdiği sayısız öğrenciye de özgün sanat üretiminin kaynağını yaşamın içinde aramak gerektiğini söylemişti.
Şöyle diyecekti dizelerinde:
“Kimi eskidiği için yaşar
Kimi yaşadıkça eskir
Ne tohumda keramet
Ne toprakta
Ne başakta
Marifet yaşamakta”











