Barolar özgürleşirse avukatlar Türkiye’nin önünü açar:

İstanbul Barosu üyelerinin sadece yüzde 11’inin yönetimde temsil ediliyor olması.

Barolar özgürleşirse avukatlar Türkiye’nin önünü açar:

Barolar özgürleşirse avukatlar Türkiye’nin önünü açar:

“Dünyanın en kalabalık barosu” olduğu belirtilen İstanbul Barosu’nun 65 binden fazla üyesinden yaklaşık yarısının seçimlere katılmadı.

2023 sonu itibarıyla, çoğunluğu son yıllarda mesleğe katılan; genç ve tecrübesi görece daha az 200 bin civarındaki hukukçu ordusunun, yaklaşık 185 bini avukatlardan oluşuyor. İstanbul Barosu’nun avukat sayısı ise Türkiye’deki bütün avukatların yüzde 30’dan fazlası.

100 bin civarında avukatın mesleki tecrübesi beş yılın altında. Avukatlık stajı yaptırabilecek beş yıldan fazla tecrübeye sahip avukat sayısı ise tahminen 35 bin ila 50 bin civarında. Sayısı çığ gibi artan yeni avukatlara mesleği öğretecek yetişkin avukatların sayısı, ihtiyacın çok altında.

Ülkemizde yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, temel hak ve hürriyetleri savunabilecek ve Türkiye’yi layık olduğu ileri seviyeye dönüştürme kapasitesine sahip yegâne meslek grubu, mesleğin niteliği gereği; düşüncesinde ve hareketinde özgür ve tam bağımsız olan avukatlar. Ancak avukatların, işleri, gelirleri, yargı camiasında işlevleri ve gördükleri mesleki saygınlık, olması gerekenin çok altında.

Türkiye’de her sene açılan 10 milyondan fazla adli dosyada yapılması gereken işlerin, yaklaşık onda dokuzunun, toplam iş gücünün onda birini oluşturan; 25 bin hâkim ve savcıdan bekleniyor.

Yargının sadece hâkim ve savcılardan ibaret olduğunu, adaleti de sadece hâkim ve savcıların sağladığını zanneden sığ anlayış, toplam iş gücünün onda dokuzunu oluşturan avukatların çok daha hızlı ve eksiksiz yapabileceği işleri yapmasına ve iş yükünü omuzlamasına engel oluyor. Her ne kadar ‘yargının asli kurucu unsurudur’ denilse de avukatlar yargı mercilerinin işine karışan vatandaş ajanları gibi görülüyor.

Adaletin yerlerde sürünmesinin, iş yükü yığılmasının suçunu tekemmül etmemiş dosyalarla dava açılmasına yükleyen bu anlayış, uygulanan usul kuralları, arkaik delil toplama, itimat edilen bilirkişilere mektupla hüküm taslağı sorma ve ardı ardına ertelenen duruşmalar ile kendi basiretsizlikleri yüzünden üç-dört ayda bitecek davaları yıllarca süründürdüklerini görmüyor, hemen her dosyada adil yargılama hakkını ihlal ediyor, fakat bundan ötürü de avukatları suçluyor.

Türkiye Barolar Birliği’nde temsil ağırlığı zaten düşük olan delege sayısının Avukatlık Kanunu’nda 2020 yılında yapılan değişiklikle daha da azaltılmış olması nedeni ile dünyanın en büyük barosu olsa da İstanbul Barosu’nun avukatlık mesleğini dönüştürmesini zorlaştırıyor. Dönüşümün önündeki diğer bir zorluk ise seçime katılanların oy verdiği önemli bir kesimin yönetimde yer almaması, İstanbul Barosu üyelerinin sadece yüzde 11’inin yönetimde temsil ediliyor olması.

Av. Mehmet GÜN