Bahçelievler’de Pazarda Hileli Satış: “Mesele Salatalık Değil, Dürüstlük”
Bahçelievler’de engelli bir pazarcının hileli satış yaptığı anların ortaya çıkması tepki çekti. Zabıta ceza kesti, toplumda dürüstlük tartışması başladı. İstanbul, Türkiye
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE –
Bugün Bahçelievler’de yaşanan bir olay beni cidden üzdü.
Engelli bir pazarcı, müşterinin kendi seçtiği salatalıkları kenara ayırıp, yerine farklı ve kalitesiz ürünleri poşete koyarken görüntülendi.
Olay kısa sürede yayılınca zabıta ekipleri harekete geçti, tezgâh 1 hafta süreyle kapatıldı ve 3541 TL para cezası kesildi.
Belki kimine göre “ne var bunda, üç beş salatalık” diyebilirsiniz...
Ama mesele salatalık değil.
Mesele dürüstlük.
Bir insanın alın teriyle kazandığı helal lokmanın değeri, sattığı malın gramından değil, kalbinden geçer.
Engelli olmak zor iştir, kimse kolayını yaşamıyor.
O yüzden insanlar genelde engelli bir satıcıyı görünce özellikle ondan alışveriş yapar, “destek olayım” der.
Ama o güveni kötüye kullanmak, insanların merhametini istismar etmek, hem vicdanı hem inancı yaralar.
Yani bu olayda kandırılan sadece bir müşteri değil; toplumun güveni, merhameti ve vicdanı kandırılmış oldu.
Bir vatandaş, “ekmeğini kazanıyor, ben de destek olayım” diye yaklaşırken, karşılığında hile görüyor.
İşte bu noktada yapılan sadece hile değil, güveni çalmak.
Parayı kazanırsın ama bir daha kimsenin gözüne bakamazsın.
Çünkü güven kaybedildi mi, paranın da bereketi kalmaz.
Hukuken de bu iş masum değil.
Bu durum “ayıplı mal satışı” ve “hileli satış” kapsamına giriyor.
Yani pazarda da olsan, sarayda da olsan; aldatmak aldatmaktır.
Kanun da buna göz yummaz.
Nitekim zabıta da müdahale etti, tezgâhı mühürledi, cezasını kesti.
Doğrusu da buydu.
Ama bu olayın asıl zararı ceza değil.
Asıl zarar, dürüst engelli vatandaşların güveninin zedelenmesi.
Şimdi insanlar “engelliye güven olmaz mı?” diye düşünmeye başlarsa, en büyük zararı o tertemiz kalpli, emeğiyle yaşayan insanlar görür.
Bir kişinin yanlış hareketi, yüzlerce dürüst insanın emeğini gölgede bırakır.
O yüzden bu tür davranışlar sadece hile değil, aynı zamanda kul hakkı.
Dinimizde hırsızlık sadece gizlice mal çalmak değildir.
Birini kandırarak hakkını yemek de hırsızlıktır.
Peygamber Efendimiz ne diyor:
“Bizi aldatan bizden değildir.”
İşte bu kadar net.
Engelli olmak, insana hile hakkı vermez.
Dürüst olmaksa herkese yakışır.
Zor durumda olabilirsin, ama zor durumdayım diye bir başkasını kandırmaya hakkın yok.
O davranış, hem kalbi karartır hem bereketi kaçırır.
Sonuçta mesele basit bir salatalık değil.
Mesele, bir toplumun birbirine olan güvenini korumak.
Bir kişi yanlış yaptığında, bin kişi o güveni kaybediyor.
O yüzden, ister engelli ol, ister sağlıklı, fark etmez.
Doğruluk herkesin boynunun borcu.
Çünkü insanın engeli bedende değil, kalpte başlar.
Koray KINAY
Purchasing Manager- koraykinay.com.tr/ (Kişisel)











