Anneyi Misafirliğe Indirgediğin Evde Annelik Biter
Bir annenin torunlarına kavuşmak için çıktığı yolculuk üzerinden, modern hayatın aile ilişkilerinde yarattığı mesafe ve anneliğin misafirliğe indirgenmesi çarpıcı bir hikâyeyle anlatılıyor.
“Anneyi misafirliğe indirgediğin evde, annelik biter.”Anne sabah namazından sonra hazırlandı.
Torunlar için börek koydu çantasına,
bir kavanoz ev yapımı pekmez,
bir de küçük bir oyuncak.
Kendi kendine mırıldandı:
— “Anne boş elle gitmez.
Gönlüyle gider.”
Sitenin kapısına geldi.
Güvenlik görevini yaptı, kimlik istedi.
Anne gülümsedi, kimlik verdi sesi sakindi:
— “Oğlum, sen görevini yapıyorsun.
Ben de anneliğimi.”
Ana kapı açıldı.Site içinde yürümesi yirmibeş dakika sürdü.
Zil çaldı.
Gelin kapıyı açtı.
Bakımlı, aceleli, mesafeli.
— “Anne keşke haber verseydiniz…
Evi toparlardım.”
Anne eşiğe bastı, içeriye değil, gelinin gözlerine baktı:
— “Kızım…
anneler haber vermez.
Haber verirse misafir olur,
habersiz gelirse anne.”
İlk cümle yerini buldu.
Torunlar koştu, sarıldı.
Anne çantasından lokum çıkardı.
Gelin hemen atladı:
— “Anne şeker yok, biz temiz besleniyoruz.”
Anne lokumu geri koydu, sesi yumuşaktı ama netti:
— “Ben lokum vermedim kızım.
Sevinç verdim.
Sevinci yasaklayan ev,
en temiz ev olsa da soğuk olur.”
Anne torununa harçlık uzattı.Torun elini uzattı.
Gelin yine araya girdi:
_No kızım.Emekliler no!
— “Annecim olmaz…
Siz emeklisiniz.
Anne bu kez gülmedi:
— “Kızım, Türkçe konuş.
‘No’yu da ‘yes’i de anlıyorum.”
— “Ben emekliyim kızım, muhtaç değil.
Parayı tutmayı değil,
insan biriktirmeyi öğrendim.
Para cebimde durur,
gönül kaçarsa bir daha gelmez.”
_Yok annecim emekliler alınmasın diye şifreli söylüyoruz çocuğa.
— “Kızım… alınmam ben.
Ama anneye şifreyle konuşulmaz.”
Torunu döndü
-Bizim ihtiyacimiz yok ki babaanne
Cevap verdi toruna.
Bunu alan zengin olmaz kızım; bunu reddeden fakirleşir.”
Harçlık, yokluk için değil; bağ için verilir
Torunlar uyuyunca anne ayağa kalktı.
Gelin saate baktı:
— “Anne…
misafirlerimiz var.
Biz hazırlanacağız siz artık yavaş yavaş. ..
Anne başını salladı:
“Kızım…
Misafir bile böyle uğurlanmaz.
Ama sen misafiri karıştırmışsın.
Misafir dediğin; annenle baban değildir.
Onlar misafir olmaz.
Ben de.”
Evi bir kez süzdü:
— “Evin büyümüş…
ama gönlün küçülmüş.
Sofran zengin,
muhabbet fakir.”
Evden çıktı.
Telefon çaldı.
Oğlu arıyordu.
— “Anne… gelin biraz incinmiş.Yüzü düşmüş.
‘Ders verir gibi konuştu’ diyor.
Bizim bir düzenimiz var.”
Anne durdu.
Sesi sakindi ama kesindi:
— “Oğlum…
annenin sustuğu yerde düzen olur,
annenin dışlandığı yerde kibir.”
Bir an sustu, sonra noktayı koydu:
— “Ben sizin kapınıza yük olmaya gelmedim.
Torunların duası olayım dedim.
Ama kalbe sığmayan anne,
kapıdan da sığmaz.”
Son cümleyi yavaşça söyledi:
— “Evlat…
sen anneni misafir ettiğin gün,
annesizliği göze almış olursun.”
Başını dik tuttu.
— “Ben annelik ettim.
Kimseye kölelik etmedim.”
Torunların gülüşü kulağında kaldı.
Anne yürüdü…
Sertti.
Zekiydi.
Ama kalbi dağ gibi ana yüreğiydi.
Bir saat sonra...
Anahtar çevrildi.
Bu kez kapıyı açan gelinin kendi annesiydi.
Elinde site kartı, cebinde anahtar vardı.
— “Ne oldu kızım?” dedi.
Gelin içini çekti:
— “Hiç sorma anne…
Çat kapı…
Gelin içini çekti:
— “Hiç sorma anne…
Çat kapı geldi kaynanam.
Laf soktu gitti !











