Alzheimer Hakkında Çarpıcı Uyarılar: Türkiye’de 2050’de Alzheimer Hasta Sayısı İki Katından Fazla Artacak

Prof. Dr. Başar Bilgiç, Türkiye’de Alzheimer hastalığının 2050’de iki katından fazla artacağına dikkat çekerek, erken teşhis, sağlıklı yaşam tarzı ve yeni tedavilerle hastalıkla mücadelede umut verici adımların atılabileceğini söyledi.

Alzheimer Hakkında Çarpıcı Uyarılar: Türkiye’de 2050’de Alzheimer Hasta Sayısı İki Katından Fazla Artacak

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL

Türkiye Alzheimer Derneği Tıbbi Kurul Başkanı ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Başar Bilgiç, Alzheimer hastalığına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Hastalığın yalnızca unutkanlıkla sınırlı olmadığını vurgulayan Bilgiç, erken belirtiler, risk faktörleri, korunma yöntemleri ve yeni tedaviler hakkında kritik mesajlar verdi.

Alzheimer: Yaşlılık Unutkanlığı Değil, İlerleyici Bir Beyin Hastalığı

Prof. Dr. Bilgiç, Alzheimer’ın toplumda çoğunlukla yaşlılığa bağlı basit bir unutkanlık olarak algılandığını, oysa bunun ciddi bir yanılgı olduğunu belirtti. Hastalık genellikle bellek sorunlarıyla başlıyor; kişiler günlük olayları hızla unutabiliyor, randevularını kaçırabiliyor ya da aynı soruları tekrar edebiliyor. Eşyaları alışılmadık yerlere bırakma ve konuşurken kelimeleri bulmakta zorlanma gibi belirtiler, ilerledikçe günlük yaşamı aksatıyor. Normal yaşlanmada görülen hafif unutkanlığın ise ilerleyici olmadığının altı çiziliyor.

Türkiye’de 700 Bin Hasta, 2050’de 2 Katından Fazla Artış Bekleniyor

Bugün Türkiye’de yaklaşık 700 bin Alzheimer hastası bulunuyor. Ancak toplumun hızlı yaşlanmasıyla birlikte bu sayının önümüzdeki 25 yıl içinde 2 ila 2,5 kat artması öngörülüyor. Bilgiç, “2050’de 65 yaş üstü nüfus oranı yüzde 23’e çıkacak, yani her dört kişiden biri yaşlı olacak. Bu da Alzheimer’ın toplumun en büyük sağlık sorunlarından biri haline geleceğini gösteriyor” dedi. Lancet Komisyonu raporlarına dikkat çeken Bilgiç, tansiyon, diyabet ve işitme kaybı gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla hastalığın toplumsal düzeyde azaltılabileceğini vurguladı.

“Kalp İçin İyi Olan, Beyin İçin de İyidir”

Alzheimer’ın yalnızca genetik bir yazgı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Bilgiç, yaşam tarzı faktörlerinin önemine değindi: “Hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, obezite ve sigara kullanımı Alzheimer riskini artırıyor. Düzenli egzersiz, Akdeniz tipi beslenme, kaliteli uyku ve sosyal etkileşim ise beyni koruyor. Özellikle orta yaşta atılan sağlıklı adımlar, ileride Alzheimer riskini ciddi oranda azaltıyor.”

Yeni Tedaviler Hastalığın İlerlemesini Yavaşlatıyor

Uzun yıllardır kullanılan ilaçların yalnızca semptomları hafiflettiğini belirten Bilgiç, son yıllarda geliştirilen biyolojik tedavilerin umut verici olduğunu söyledi: “Amiloid proteini hedefleyen yeni ilaçlarla hastalığın kötüleşme hızı yüzde 20–35 oranında yavaşlatılabiliyor. Bu sayede hastalar günlük işlerini daha uzun süre bağımsız yapabiliyor.” Türkiye’nin MR altyapısı ve uzman hekimleri sayesinde bu tedavilerin doğru hasta seçimiyle ülkemizde de uygulanabileceğini ifade eden Bilgiç, yan etkilerin ise düzenli takip ile kontrol altına alınabileceğini ekledi.

Hasta Yakınlarına Daha Fazla Destek Şart

Alzheimer yalnızca hastaları değil, yakınlarını da derinden etkiliyor. Türkiye’de bakım sürecinin büyük ölçüde ailelere bırakıldığını hatırlatan Prof. Dr. Bilgiç, “Sevgiyle baksalar da çoğu aile maddi ve manevi açıdan yalnız kalıyor. Gündüz yaşam evlerinin artırılması, güvenli bakım hizmetlerinin ve ekonomik desteklerin yaygınlaştırılması gerekiyor” dedi.

“Alzheimer Hepimizin Meselesi”

Toplumun Alzheimer’ı konuşmaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Bilgiç, şu çağrıyı yaptı: “Unutkanlığı kader olarak görmeyelim. Belirtiler başladığında gecikmeden hekime başvuralım. Alzheimer hepimizin meselesidir; hastalarımızı damgalamayalım, onlara sahip çıkalım. Yardım istemek bir zayıflık değil, insani bir güçtür.”

#Alzheimer #Türkiye #Sağlık #BaşarBilgiç #Demans #Yaşlılık #Tedavi #Farkındalık

www.turkiyegunlugu.net