Akciğer röntgeni akciğerlerin yalnızca yüzde 70’ini gösteriyor

Uzmanlar, akciğer röntgeninin akciğerlerin yalnızca yüzde 70’ini gösterebildiğini, risk grubundaki kişilerin gecikmeden düşük doz tomografiyle taranması gerektiğini belirtiyor.

Akciğer röntgeni akciğerlerin yalnızca yüzde 70’ini gösteriyor

TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / İSTANBUL, TÜRKİYE — 

Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanserinde erken tanının tedavi başarısını belirlediğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, akciğer röntgeninin akciğerlerin yalnızca yüzde 70-75’ini gösterebildiğini ve bu nedenle şüpheli durumlarda bilgisayarlı tomografinin kritik önem taşıdığını söyledi.

Akciğer kanserinin çoğu zaman uzun süre belirti vermeyen bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, özellikle risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini aksatmamasının hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi semptomların ortaya çıkmasının hastalığın ilerlediğine işaret edebileceği belirtiliyor.


Erken tanıda tomografi neden kritik?

Doç. Dr. Çalışkan, göğüs hastalıkları polikliniklerine başvuran hastalara çoğunlukla ilk aşamada akciğer röntgeni çekildiğini belirterek şunları aktardı:

“Akciğer röntgeni, akciğer dokusunun yalnızca yüzde 70-75’ini gösterebiliyor. Bu nedenle kanser şüphesi olan hastalarda tomografiyle detaylı inceleme yapılması çok önemli.”

Uzman, hızlı ilerleyebilen akciğer kanserinde tanının gecikmeden konulmasının ve doğru biyopsi yönteminin seçilmesinin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ifade etti.


Düşük doz tomografiyle daha az radyasyon

Erken tanı taramalarında düşük doz akciğer tomografisinin önemli bir araç olduğunu belirten Çalışkan, 50-80 yaş aralığında ve 20 paket-yıl sigara geçmişi bulunan kişilerin her yıl düşük doz tomografiyle taranması gerektiğini söyledi.

“Kişi son 15 yıldır sigara içmiyor olsa bile tarama önerilir. Bir yıl boyunca günde bir paket sigara tüketimi, bir paket-yıl olarak kabul edilir.”

Yaşam beklentisini sınırlayan ciddi bir hastalığı olan kişilerde veya 81 yaşından itibaren taramanın sonlandırılabileceği aktarıldı.


PET-BT her zaman kanser anlamına gelmiyor

PET-BT sonuçlarını beklerken birçok hastanın kaygı yaşadığını belirten Çalışkan, bu yöntemin tek başına kanser tanısı koymadığının altını çizdi.

“Bazen enfeksiyonlar veya iltihap süreçleri PET-BT’de kanser gibi görünebilir. Zatürre, tüberküloz ya da mantar enfeksiyonları iyi huylu kitlelere neden olabilir.”

Bu tür durumlarda önce enfeksiyon tedavisi uygulandığı, ardından tomografiyle kontrol yapıldığı; kesin tanının ise yalnızca biyopsi ile konulabildiği ifade edildi.


Sonraki adım: Tanı–tedavi sürecinin kişiye göre planlanması

Erken tanı konulan hastalarda tedavi seçeneklerinin genişlediğini belirten uzmanlar, görüntüleme, biyopsi, patoloji ve onkoloji değerlendirmelerinin birlikte ele alındığı multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısını artırdığını vurguluyor.


www.turkiyegunlugu.net