8 Mart’ta Hastanede Tanık Olduğum Çaresizlik
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde bir hastanede tanık olunan olay, kadınların sağlık kararlarını bile özgürce alamamasını gözler önüne serdi.
TÜRKİYE GÜNLÜĞÜ / SAĞLIK
8 Mart Cumartesi Dünya Kadınlar Gününde bazı kontroller için hastanedeydim. Tetkikler için sıramı beklerken yan tarafta bir çiftin konuşmasına kulak misafiri oldum. Kadının test sonuçlarına göre hemen ameliyata alınması gerekiyordu. Yanındaki bey ise gerek yok, nereden çıktı, daha yapman gerekenler var diyordu. Kadıncağız durumunu anlatmaya çalışsa da sesinin titremesi ve naifliği üzdü beni. Kadının yanındaki kişi hışımla konuşurum ben o doktorla deyip yerinden kalktı ve doktorun odasına girdi. Birkaç dakika sonra doktorla yanımda oturan kadının yanına geldiklerinde doktor durumu tekrarladı, ameliyatın aciliyetini anlattı. İndirim için yapılabileceklerden söz etti. Karşısındaki ise “İndirime ihtiyacım yok. Sağlık sigortam her şeyi karşılıyor. O bana bağlı, niye bir doktor istedi diye ameliyat yaptırıp primi arttırayım.” diye cevap verdi. Adamdaki cevap kadının çaresizliğinin açıklamasıydı. Duyduklarımdan içim sızlasa da kadın için elimden bir şey gelmedi. Adımın seslenilmesiyle oturduğum yerden kalkıp doktorumun yanına geçtim.
Devamında ne olduğunu bilmiyorum. Kadının çaresiz sesi kulaklarımda hala. 8 Mart’ta her gün karşılaşılabilen sıradan bir olayla karşılaşmıştım. Kadının sadece evine emek vermesinin emek kapsamında algılanmadığı bir dünyada, kendi ayaklarımızın üzerinde durmamız gerektiğinin acı bir örneği daha. Hepimizin hem kendimiz hem de birbirimiz için yapabilecekleri var. Kadınların görünmeyen emeğini, mücadelelerini, karşılaştıkları engelleri anlamak ve değiştirmek için hepimize sorumluluk düşüyor. Yeter ki gönülden dayanışmanın güzelliğine odaklanalım. Çünkü hiçbirimiz, bir başkasının iznine tabi olmadan yaşamanın hayalini kurmak zorunda kalmamalıyız.
Özlem Akyüz Atamer
Kale Grubu şirketinde Head of Legal











