ABD'de Anayasa Mahkemesi Yargıçlarının Etkileri

ABD Anayasa Mahkemesi 15 Haziran 2020’de LGBTQ hakları açısından zafer olarak görülen bir karara imza attı

ABD'de Anayasa Mahkemesi Yargıçlarının Etkileri

ABD’de 1789 yılında kurulan ve dokuz üyesi bulunan Anayasa Mahkemesi kadın haklarından, bireysel silahlanmaya; seçim sonuçlarından ifade özgürlüğüne kadar birçok konuda ülkeyi ilgilendiren kararlara imza atıyor.

Anayasa Mahkemesi Yargıcı Ruth Bader Ginsburg’ün 87 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump, yerine seçimlere az bir zaman kala muhafazakar yargıç Amy Coney Barrett’ı aday gösterdi.

Başkan Trump, Anayasa Mahkemesi’nde boşalan koltuğu seçimden önce doldurmak istiyor. Yargıç Amy Coney Barrett, göreve geldiğinden bu yana Neil Gorsuch ve Brett Kavanaugh’yu Anayasa Mahkemesi üyeliğine atayan Trump’ın bu mahkemeye atayacağı üçüncü yargıç olacak.

Barrett Senato onayını alıp görevine başlarsa, Anayasa Mahkemesi’ndeki muhafazakar-liberal yargıç dengesi 1930’lardan bu yana ilk kez bu kadar muhafazakarlardan yana değişmiş olacak.

ABD’de bir başkanın üç ya da daha fazla yargıç ataması aslında olağan dışı bir durum değil. 20. Yüzyıl’ın başlangıcından bu yana seçimle göreve gelen 20 başkandan 10’u ikiden fazla yargıç atama şansına sahip oldu.

Eski ABD Başkanlarından Franklin Roosevelt dokuz, Dwight Eisenhower beş, Richard Nixon da dört yargıcı Anayasa Mahkemesi’ne atamıştı. Peki, ABD’de başkan tarafından atanan Anayasa Mahkemesi yargıçları hangi önemli kararlarda ne kadar etkili oldu?

VOA Türkçe, ABD Anayasa Mahkemesi’nin son 20-25 yıl içinde aldığı önemli kararları ve başkanlar tarafından atanan yargıçların bu kararlarda oynadıkları rolleri derledi.

RUTH BADER GINSBURG

Bir süre önce hayatını kaybeden Anayasa Mahkemesi yargıcı Ruth Bader Ginsburg, 1993 yılında Demokrat Başkan Bill Clinton tarafından atanmıştı. Mahkeme ideolojik olarak 4’e karşı 5 oy gibi bir oylama sonucuyla fikir ayrılığına düştüğünde ve liberal yargıçlar azınlık olduğunda, Ginsburg bazı mahkeme kararlarında liberal muhalif yargıçların tek sesle konuşabilmesine imkan veren önemli isimlerdendi.

Ginsburg, 1996 yılında ABD hükümeti ve Virginia eyaleti arasındaki cinsiyet eşitliğine ilişkin davada mahkemenin görüşünü kaleme aldı. Virginia Askeri Enstitüsü’nün sadece erkekleri kabul etmesine imkan veren uygulamanın ABD Anayasası’nın 14. Maddesi’ndeki eşit koruma maddesini ihlal ettiğine hükmedildi.

Ginsburg’a göre bir devlet aktörü kadınlara eşit koruma hakkının verilmemesi için cinsiyeti kullanamazdı. Virginia Askeri Akademisi kadınlar için ayrı bir enstitü açılması önerisinde bulundu; ancak Ginsburg böyle bir yöntemin Teksas Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nin sadece beyazlara ayrılması ve siyahlar için ayrı bir fakülte kurulması çabasından farksız olmadığını söyleyerek itiraz etti.

Ginsburg, Anayasa Mahkemesi’nin kürtaj hakkına ilişkin aldığı kararlarda da önemli rol oynadı. Hükümetin böyle bir konuda kadın adına karar almaması gerektiği görüşünü savundu.

2007 yılında kısmi kürtaja yönelik kısıtlamaların 4’e karşı 5 oyla kabul edildiği Gonzales v. Carhart davasına ilişkin oylamada azınlık tarafındaydı. Ginsburg karara koyduğu şerhte, çoğunluğun, kısmi kürtajın kadınlar için güvenli olmadığına ilişkin yasal bulguları kabul etme kararına karşı çıktı.

Ginsburg, 2009 yılında görülen Safford Unified Okul Bölgesi v. Redding davasında, çoğunluğun kararını kaleme alan yargıç olmasa da davanın seyri içinde meslektaşlarının görüşünü etkiledi. Mahkeme okulun 13 yaşındaki kız öğrencinin kadın güvenlik görevlilerinin üzerinde uyuşturucu arayabilmesi için sadece iç çamaşırları üzerinde kalacak şekilde soyulmasında ileri gittiğine hükmetti.

Ginsburg mahkeme kararından önce verdiği bir röportajda, bazı meslektaşlarının 13 yaşındaki bir kızın yarı çıplak soyularak aranmasının kız çocuğu üzerindeki etkisini anlayamadıklarını söylemiş, bu üyeler için “Hiç 13 yaşında bir kız çocuğu olmadılar” demişti.

ANTONIN SCALIA

ABD Başkanı Donald Trump Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin tartışmalı bir şekilde sonuçlanması ihtimalini gündeme getirerek sonuçların mahkemeye taşınabileceği öngörüsünde bulunmuş, bu durumda Anayasa Mahkemesi’nde Ruth Bader Ginsburg’ün ölümünün ardından sekiz yargıcın kalmasıyla 4’e karşı 4 oy gibi bir sonuç olmaması için yeni yargıcın seçimden önce atanması gerektiğini savunmuştu.

ABD siyasetinde seçim sonuçları en son 2000 yılındaki başkanlık seçimleri sürecinde mahkemeye taşındı. Cumhuriyetçi Parti’nin adayı George W. Bush ve Demokrat Parti’nin başkan adayı Al Gore arasındaki yarışı Florida oyları belirleyecekti.

Florida eyaleti Anayasa Mahkemesi eyalette oyların yeniden sayılmasına karar verdi. Ancak George W. Bush, ABD Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak yürütmenin durdurulmasını istedi. Anayasa Mahkemesi, Florida mahkemesinin verdiği oyların yeniden sayımı kararının teoride adil olduğunu ancak pratikte adil olmadığına hükmetti.

Usulen zorlukları göz önünde bulunduran mahkeme, oyların yeniden sayımının anayasaya uygun şekilde kısa sürece yapılamayacağına karar vererek, oyların yeniden sayımı kararını 4’e karşı 5 oyla bozdu. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla seçimleri Cumhuriyetçi Aday George Bush kazanmış oldu.

Bu kritik oylamada, Anayasa Mahkemesi Başkanı William H. Rehnquist ve muhafazakar yargıçlar Sandra Day O’Connor, Antonin Scalia, Anthony M. Kennedy ve Clearance Thomas, Florida Anayasa Mahkemesi’nin oyların yeniden sayılmasını kararının bozulmasından yana oy kullandı.

Karara mahkemenin liberal üyeleri John Paul Stevens, David Souter, Ruth Bader Ginsburg ve Stephen G. Breyer itiraz etti.

JOHN ROBERTS

Şu anda Anayasa Mahkemesi yargıcı olan John Roberts, Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush tarafından aday gösterildi ve Senato onayını almasının ardından 2005 yılı Eylül ayında da göreve başladı.

2014 yılında McCutcheon v. FEC davasında seçim kampanyalarının finansmanına ilişkin görülen davada çoğunluğun aldığı kararı kaleme aldı. Anayasa Mahkemesi o davada, bir bağışçının çeşitli federal adaylar ve siyasi parti komisyonlarına yapabileceği toplam bağış miktarına yönelik kısıtlamaların anayasayı ihlal ettiğine hükmetti.

Yargıç Roberts, Carpenter v. ABD olarak kayıtlara geçen ve cep telefonu verilerinin gizliliğine ilişkin davada, çoğunluğun kararını kaleme aldı. Mahkeme 4’e karşı 5 oyla, cep telefonu verilerine ilişkin aramalar için arama izni gerektiğine hükmetti.

John Roberts, Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush tarafından atanmış olsa da, kürtaj, göçmenlik ve LGBTİ haklarını ilgilendiren üç önemli davada liberal yargıçlarla aynı çizgide oy kullandı.

ABD Anayasa Mahkemesi, 2020 yılı Haziran ayında kürtaj yapan doktorların kendilerine yakın kliniklerde hasta kabul ayrıcalıklarına sahip olmalarını öngören yasanın 1973 yılında alınan ve kayıtlara Roe v. Wade olarak geçen davada alınan kürtaj hakkına ilişkin kararı ihlal ettiğine hükmetti.

John Roberts, liberal yargıçlar Ruth Bader Ginsburg, Stephen Breyer, Sona Sotomayor ve Elena Kagan ile aynı çizgide oy kullandı. Roberts’ın liberallerle aynı çizgide oy kullanmasının sebebi kürtajla ilgili düşüncelerinden çok mahkemenin daha önce aldığı karardan geri adım atıp-atmaması gerektiğine ilişkin düşünceleriydi.

18 Haziran 2020’de Anayasa Mahkemesi ülkeye çocuk yaşta kaçak olarak giren ve “Dreamers” olarak bilinen yüzbinlerce göçmene sınır dışı muafiyeti tanıyan programın sonlandırılması talebini bloke etti.

Anayasa Mahkemesi yargıçları, Başkan Trump’ın kısa adıyla DACA olarak bilinen programın yürürlükten kaldırılması yönündeki talebini hukuk dışı bulan alt mahkemelerin kararını 4’e karşı 5 oyla onadı.

Muhafazakar bir yargıç olan Anayasa Mahkemesi Başkanı John Roberts, mahkemenin dört liberal yargıcının, Trump yönetiminin konuyla ilgili attığı adımların İdari Usul Yasası olarak bilinen federal yasa kapsamında “keyfi ve değişken” olduğu görüşünü paylaştı.

ABD Başkanı Trump Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara Twitter’dan tepki gösterdi. Trump, “Anayasa Mahkemesi’nden gelen bu korkunç ve siyasi kararlar kendilerini gururla Cumhuriyetçi ya da muhafazakar olarak tanımlayan insanların yüzüne atılmış bir tokattır” ifadesini kullandı.

Trump bir başka mesajında da, ‘’Anayasa Mahkemesi’nin beni sevmediği izlenimi alıyor musunuz?’’ dedi.

ABD Anayasa Mahkemesi 15 Haziran 2020’de LGBTQ hakları açısından zafer olarak görülen bir karara imza attı. Mahkeme işyerinde ayrımcılığı yasaklayan federal kanunun eşcinsel ve trans bireyleri de koruduğu hükmüne vardı. Yani mahkeme işverenlerin, çalışanlarını eşcinsel ya da trans birey oldukları gerekçesiyle işten çıkartmasının ülkenin Medeni Haklar Yasası’nı ihlal ettiği hükmüne vardı. 3’e karşı 6 oyla kabul edilen karar, ABD’de Anayasa Mahkemesi’nin eşcinsel evliliklere ülke genelinde izin verdiği 2015 yılının ardından LGBT topluluğunun en büyük zaferi olarak değerlendirilmişti.

Karar, Başkan Trump tarafından 2017’de atanan muhafazakar yargıç Neil Gorsuch tarafından kaleme alındı. Muhafazakar Anayasa Mahkemesi Başkanı John Roberts da Gorsuch’la beraber mahkemenin dört liberal üyesiyle aynı yönde oy kullandı.

Muhafazakar yargıçlar Samuel Alito, Clarence Thomas ve Brett Kavanaugh ise karara karşı oy kullandı.

Trump yönetimi ve davalarda ayrımcılıkla suçlanan işverenler Kongre’nin Medeni Haklar Yasası’nın ilgili yedinci maddesini kabul ettiği sırada eşcinsel ve trans bireyleri korumayı amaçlamadığını savunuyordu.

Yargıç Gorsuch karar metninde ‘‘Bir bireyi eşcinsel ya da trans birey olduğu için kovan işveren, bu kişiyi başka bir cinsiyetteki bireyde sorgulamayacağı eylem ya da özelliklerinden dolayı kovmuş oluyor. Cinsiyet bu kararda tartışılmaz rol oynuyor. Bu da 7. Madde’nin tam olarak yasakladığı şey’’ ifadelerini kullandı.

7 Şubat 2019’da John Roberts, Müslüman bir mahkumun idam cezasının infazı sırasında yanında imam bulunması için cezanın infazının ertelenmesi yönündeki talebinin reddedilmesi yönünde oy kullandı.

2019 yılı Şubat ayında, John Roberts Teksas’ta akli dengesi yerinde olmayan bir mahkumun idam cezasının infazının engellenmesi yönünde oy kullandı. John Roberts, muhafazakar bir felsefeye sahip olan bir yargıç olarak görülse de, nispeten daha ılımlı bir muhafazakar yönelimi olan bir yargıç olarak değerlendiriliyor.

2018 yılı Kasım ayında kendi göçmen politikası aleyhinde oy kullanan bir yargıcı “Obama yargıcı” olarak niteleyen Başkan Donald Trump’ın bu sözleri John Roberts’a sorulmuş, Roberts “Bizde Obama ya da Trump veya Bush yargıcı olmaz.

Bizde, kendi önlerine çıkanlara eşit hak tanımak için ellerinden geleni yapan ve kendilerini görevlerine adamış olağanüstü yargıçlar grubu olur” demişti. Anayasa Mahkemesi yargıcı John Roberts, ABD Başkanı Donald Trump’ın 16 Ocak’ta başlayan ve 5 Şubat’ta sona eren azil sürecine de başkanlık etmişti.

SONIA SOTOMAYOR VE ELENA KAGAN

Demokrat Başkan Barack Obama Anayasa Mahkemesi’ne iki yargıç atadı. Biri emekliye ayrılan Yargıç David H. Souter’ın yerine aday gösterilen Sonia Sotomayor’dı. 6 Ağustos 2009’da Senato onayını alan Sotomayor, Anayasa Mahkemesi’nin Latin kökenli ilk üyesiydi.

Yargıç Elena Kagan ise emekliye ayrılan John Paul Stevens’ın yerine atandı. 5 Ağustos 2010 yılında Senato onayını aldı. Genel olarak mahkemenin liberal yargıçları Breyer, Ginsburg ve Kagan’ın çizgisinde oy kullandı.

Anayasa Mahkemesi üyeliğinin ilk yıllarında davaların yüzde 90’ında Ginsburg ve Breyer ile aynı çizgide oy kullandı. 20-21 Ocak 2013’te Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ikinci dönemde yemin törenini yönetti.

Anayasa Mahkemesi üyeliğinin beşinci yılında, ırk, toplumsal cinsiyet ve etnik kimlik konularına ilişkin davalarda hararetli itirazlarıyla öne çıktı. Obama dönemine damga vuran sağlık sigortası yasasının yoksul ve engelliden yana olmasının anayasaya uygun olup olmadığı konusundaki kararda, Ginsburg ile aynı çizgide oy kullandı. Davalarda zanlının haklarını da gözeten en güçlü seslerden biri oldu.

BRETT KAVANAUGH

Başkan Trump’ın Anayasa Mahkemesi yargıcı adayı Brett Kavanaugh, cinsel saldırı iddiaları gölgesinde Senato tarafından onaylanarak 9 Ekim 2018’de görevine başladı.

2019 yılı Şubat ayında Kavanaugh üç muhafazakar yargıçla birlikte kürtajın kısıtlanmasına yönelik Louisiana yasasında yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Ancak kaleme aldığı görüş notunda, kürtaj hakkını savunan gruplardan somut uyarı gelmesi halinde, yasanın hukuki boyutunu yeniden değerlendirmeye sıcak baktığını belirtti.

7 Şubat 2019’da, Müslüman bir mahkumun idam cezasının infazı sırasında yanında imam bulunması için cezanın infazının ertelenmesi yönündeki talebinin reddedilmesi yönünde oy kullandı.

2019 yılı Şubat ayında da Teksas’ta akli dengesi yerinde olmayan bir mahkumun idam cezasının infazının engellenmesi yönünde oy kullandı. 2020 yılı Temmuz ayında, Anayasa Mahkemesi 2’ye karşı 7 oyla, Manhattan Bölgesi Savcılığı’nın Başkan Trump’ın vergi kayıtlarına erişim hakkına sahip olabileceğine hükmetti.

Ancak Kongre’nin aynı kayıtlarına erişimi konusunda topu alt mahkemeye attı. Kavanaugh oylamada John Roberts, Gorsuch ve mahkemeye Demokrat başkanlar tarafından atanan dört yargıçla birlikte Trump aleyhinde oy kullandı.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Manhattan savcılığının Trump’ın kayıtlarına erişebileceği anlamına geliyordu.

NEIL GORSUCH

ABD Başkanı Donald Trump’ın atadığı Neil Gorsuch, 2020 yılında görülen ve iki ayrı davanın birleştirildiği eşit istihdam hakkına ilişkin bir davada, şirketlerin LGBTİ’lilere karşı istihdamda ayrımcılık yapamayacağı yönünde oy kullandı.

3’e karşı 6 oyla alınan kararda Anayasa Mahkemesi Başkanı John Roberts ve Gorsuch mahkemenin liberal yargıçlarıyla aynı çizgide oy kullandı.

2020 yılı Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi iki ayrı kararda, 2’ye karşı 7 oyla, Manhattan Bölgesi Savcılığı’nın Başkan Trump’ın vergi kayıtlarına erişim hakkına sahip olabileceğine hükmetti.

Ancak Kongre’nin aynı kayıtlarına erişimi konusunda kararı alt mahkemeye attı. Gorsuch oylamada John Roberts, Kavanaugh ve mahkemeye Demokrat başkanlar tarafından atanan dört yargıçla birlikte Trump aleyhinde oy kullandı.

https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-anayasa-mahkemesi-yargiclari-hangi-kararlarda-belirleyici-oldu/5615730.html