Nezaketin zincirleme etkisi: Küçük davranışlar neden önemli

Günlük hayatta emeğe ve çevredekilere duyulan saygının toplumsal davranışları nasıl etkilediği, küçük nezaket hareketlerinin zincirleme etkisi üzerinden yeniden tartışılıyor.

Nezaketin zincirleme etkisi: Küçük davranışlar neden önemli

Burada, Brüksel’de evimize yakın, sık uğradığım bir kiosk* var; gazete, bilet, yiyecek satılan küçük bir bayi. Geçen gün gittiğimde, normalde çok olmuyor ama uzun bir kuyruk vardı. Sıraya girdim bekliyorum ama sıra bir türlü ilerlemiyor.

Kasanın önünde, koltuk değnekleriyle ayakta duran yaşlı bir teyze, bayinin sahibiyle sohbet ediyor. Tam konuşma bitecek gibi oluyor yeni bir konu daha açılıyor. Bu sırada kuyruk da giderek uzuyor.

Nihayet sohbet bitti. Teyze arkasını dönünce kuyruğu fark etti ve belli ki çok utandı. Kapıya doğru ilerlerken hepimize tek tek teşekkür etti.

Beni şaşırtan ise kuyruktaki tek bir kişinin bile beklerken en ufak sabırsızlık ifadesi göstermemiş olmasıydı. “Batı Avrupalı nezaketi” diyeceğim ama o da değil; çünkü kuyrukta bekleyenlerin farklı milletlerden olduğu belliydi.

 Bence daha basit bir nedeni var: Uyum.

Etrafınızdakiler nazikse siz de nazikleşiyorsunuz; sabırsız ve gerginlerse siz de ona meylediyorsunuz.

 Trafikte herkes korna çalıyorsa siz de çalmaya başlıyorsunuz. Kimse yaya geçidinde durmuyorsa siz de durmama eğiliminde oluyorsunuz.

İş yerinde ortam sürekli aceleci ve gerginse, en sakin insan bile zamanla o ritme kapılıyor.

Belçika’da sevdiğim bir alışkanlık var: Dünyanın en sıkıcı konferansında olsanız bile insanlar mecbur kalmadıkça salonu terk etmiyor veya sinemada kapanış yazıları bitmeden kimse ayağa kalkmıyor.

Baktığınızda hepsi saygı ve nezaket ifadesi: Emeğe, üretene ve çevredekilere duyulan saygı.

Nezaket, zincirleme yayılan bir şey.

“Yaptığınız şey sanki bir fark yaratıyormuş gibi davranın. Çünkü yaratır.” diye bir söz var ya...

 Ben de artık, etkimin olabileceğini düşündüğüm her anda veya alanda o nezaketi başlatan kişi olmaya çalışıyorum. Size de öneririm.

 Belli mi olur... Belki birinin hayatına küçücük bir dokunuşumuz olur.

 En azından kendi kendimize şunu diyebilmek bile kâfi gelebilir:

Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.”

*Hoş bir etimoloji notu: Bugün İngilizce ve Fransızcada küçük satış dükkânlarını ve bilgi noktalarını ifade eden “kiosk/kiosque" kelimesi Osmanlı Türkçesindeki “köşk”ten türeyerek dünya dillerine geçmiş. 

Damla Ömür Tantekin

Writer & Speaker | Insights on Life, Culture & Human Experience Across Countries