Berlin’de Soğuk Savaş’ın simgesi: Checkpoint Charlie’nin hikâyesi
Berlin’deki Checkpoint Charlie, 1961’de ABD ve Sovyet tanklarını karşı karşıya getiren krizden Alman egemenliğinin sembolik kaybına uzanan Soğuk Savaş tarihini anlatıyor
Dünyamızın yakın siyasi tarihiyle ilgilenenler için Berlin'de adım adım izi sürülecek nice yer var.
Kuşkusuz bunlardan biri hashtagCheckpointCharlie dir.
Soğuk Savaş yıllarında Berlin'de Alpha ve Bravo kapılarından sonra 3. geçiş noktası Charlie idi.
Bu geçiş kapısı, şehrin göbeğinde Amerikan ve Sovyet sektörlerini birbirinden ayırıyordu.
Burayı bu kadar ikonik yapan 1961 yılındaki Tank Düellosu'dur.
Berlin Duvarı örüldükten hemen sonra, bir Amerikalı diplomatın Doğu'ya geçişine izin verilmemesi üzerine, Amerikan ve Sovyet tankları burada namlularını birbirine doğrultmuştu ve tam 16 saat boyunca ateş etmeye hazır beklemişlerdi.
Dünyamız Üçüncü Dünya Savaşı'nın eşiğinden muhtemelen tam burada dönmüştü.
Esasen o gün tankların karşı karşıya gelmesi diplomatik bir krizin sonucuydu, çözümü de yine diplomatik yollardan oldu.
John F. Kennedy ve Nikita Kruşçev resmi elçiler yerine arka kapı diplomasisini kullandılar. Birbirlerine hangi konularda taviz verdiler hiç bilmiyorum. Lakin 16 saat sonunda tüm dünyanın gözü önünde evvela bir Sovyet tankı motorunu çalıştırdı ve yavaşça geri çekildi. Birkaç dakika sonra bir Amerikan tankı da aynı şekilde karşılık verdi.
Bu kuşkusuz her iki tarafın da kazanmış gibi görünerek savaştan kaçınmasını sağlayan ustaca bir diplomasi manevrasından başka şey değildi.
Fotoğraflarda göreceksiniz.
Dev bir poster olarak görünen, 1990'da kapı tamemen açılana kadar görev yapan son Rus askeridir.
Bana göre bir diğer önemli detay ise Batı tarafından doğuya geçerken göreceğiniz o meşhur tabelada yazanlar olsa gerek.
Tabelada dört ayrı dilde, "Amerikan sektöründen çıkıyorsunuz." yazar.
Gel gör ki, bu dört dilin sıralaması, Berlin'i işgal eden müttefik güçlerin hiyerarşisini yansıtır. Almanca ise küçük puntoyla en altta yer alır.
Bu durum o vakitler Almanya'nın kendi başkentinde bile söz hakkının ne kadar az olduğunu gösterir.
Berlinliler için tabela sadece bir sınır işareti değildi muhakak bu aynı zamanda, gurur kırıklıklarının sembolü idi.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya için Stunde Null yani Sıfır Saati denilen bir dönem başladı. Her şey yıkılmıştı ve Alman kimliği Nazizm nedeniyle büyük bir utançla lekelenmişti.
İlginçtir ki, bu tabela hem Doğu hem de Batı Berlinliler için ortak bir hüzün kaynağıydı ve ülkelerinin egemenliğini tamamen kaybettiklerinin somut kanıtıydı.
Bu durum, Alman toplumunda uzun süre devam edecek olan siyasi pasifizmin ana sebeplerinden biridir.
Almanya'nın 1945'te ekonomik, siyasi ve duygusal bakımdan yerle bir olmuşken kısa sürede dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline gelmesi tarihçilerin ve ekonomistlerin hayranlıkla incelediği bir konu muhakkak.
Küllerinden, zirveye giden yolu birkaç kelimeyle özetlemek bence haksızlık olur...
Fakat şunu da söylemeden geçemem.
Bütün fabrikalar yıkılmıştı ama insanların bilgi ve tecrübesi yok olmamıştı. Mühendisler, ustalar ve bilim insanları hâlâ oradaydı. Alman halkı günde 14 saat çalışarak o ünlü disiplinleriyle ülkelerini yeniden inşa etti...













