BaĞıMlıLıK ile MüCaDeLe

Alexander Graham Bell’in iletişim devriminden günümüz akıllı telefon bağımlılığına uzanan dönüşüm, etik teknoloji üretimi ve ruhsal farkındalık tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor.

BaĞıMlıLıK ile MüCaDeLe

BaĞıMlıLıK ile MüCaDeLe
dersinin okulda bu örneklerle anlatılması dileğiyle.

Basit bir kıyaslama ile sorgulamak için paylaşıyorum. Son bölümde Apple in icatlarına yönelik bir paylaşıma yaptığım yorumu ekledim.  Akıl sağlığımızı korumak ve geçmiş icatların geldiği duruma bir bakış atıp neydik ne olduk görelim. Çünkü akıl sağlığımız sadece psikolojik sağlık sektörünü büyütmüyor !

Alexander Graham Bell, tarihte ilk telefonu icat eden kişi olarak bilinen bilim insanı, mucit ve öğretmendir.
Onun hikâyesi sadece bir buluş değil, aynı zamanda insan iletişimini kökten değiştiren bir devrimdir.

 Kısa Biyografi
        •       Tam adı: Alexander Graham Bell
        •       Doğum: 3 Mart 1847, Edinburgh, İskoçya
        •       Ölüm: 2 Ağustos 1922, Kanada
        •       Meslekleri: Mucit, bilim insanı, konuşma terapisti, öğretmen

En Bilinen Buluşu: Telefon (1876)

Bell, 1876 yılında dünyanın ilk pratik telefonunu geliştirdi ve bu buluşun patentine sahip oldu.
İlk telefon konuşmasında, laboratuvardaki yardımcısına şu tarihi cümleyi söyledi:

“Mr. Watson, come here, I want to see you.”
(Bay Watson, buraya gelin, sizi görmek istiyorum.)

Bu olay, iletişim çağının başlangıcı kabul edilir.


Cep telefonunun son durumu:

Zihnin manipüle edildiğinin bir ispatı daha. Çoğu satış zaten manipüle edici stratejiler barındırıyor. Amaç toplumları markaya bağımlı kılmak. Bunun planını sürekli güncelleyerek yıllar önce yapıyorlar. Aklı bütünün faydasına çalıştırmak yerine kendi ve yandaş sektörlerin çıkarına hizmet eden zihniyetlerin insanlığa vurduğu en derin darbelerden biri bu. O yüzden hep diyorum mesele bir şey icat etmek değil sadece, çok satmak da değil, buradaki zinciri fark edip etik ilkeler içinde  güvenilir ve sağlıklı bir marka yaratabilmek.
Bu tür teknoloji insanların ruhuna ciddi zararlar veriyor özellikle de gençlerin. En basit yan etkiler estetik ameliyatları. Artık çocuklarımız kendi görüntüsünü beğenmiyor. Bu icadın kaç sektörü daha gizliden beslediğini görebilenin aklına saygı duyarım. Her icat bir elma şekeri gibi yapılırsa sonunda elinizde sadece tahta bir sap kalacak ve siz her gün o elma şekerinin yenisini isteyeceksiniz. Keşke bu benzetme kadar masum olsaydı. Teknolojik manipüle oyununa karşıyım insan değerlerini, sağlığını ve haz değil huzurunu verecek icatları yapanların güzel ruhlarını saygı ile selamlıyorum.
Bunu aşmak istiyorsak kulakçığı boyanmış hazır balığı tüketmeyi bırakıp kendi balığımızı kendimiz tutmalıyız.
Saygılar

Ayla Palabıyık

EVA Empatik Yapay Zeka-Giyilebilir Teknoloji