Ad
65

Yazar Osman 1 ERENALP

“19 MAYIS” YÜZ YAŞINDA

İlkokulda “19 Mayıs’ı” bilmezdik. Siyah beyaz devriydi. Köy okulları Mayısta tatile girerdi. “23 Nisan” sonrası ders işlenmezdi pek. Tarla tapan işleri çıkar, eleman ihtiyacı doğardı köylüye. Devamsızlık artardı. Onu düşünerek koymuştu kanun koyucu. Bir ay erken tatile girerdi köy okulları, bir ay geç başlardı. Beş aya çıkardı dolayısıyla köy öğretmenin tatili. Öğretmenliğini de, öğrenciliğini de yaşadık, biliriz.
Ortaokulda tanımıştık hal öyle olunca “19 Mayıs” ile. Üç yıllıktı o zaman ortaokulun süresi. Yakın zamana kadar da öyleydi. 4+4+4 uygulamaya kondu, böyle oldu. Üç fotoğrafım var o yıllara ait topu topu. Hepsi o. Her yıl için bir adet.
Kravat, spor ayakkabısı, şapka aldırılırdı bir de kayıt sırasında. Ucuzundan olurdu bize alınan spor ayakkabıları. Çabuk eskirdi tamamlayamazdı o seneyi. Kara lastikle devam ettirirdik. Kimse de bir şey demezdi. 
Geliş gidiş yapmıştık köyden ilçeye işin başında, günlük yedişerden toplam 14 km. Kış bastırınca yaşlı bir teyzenin yanına yerleştirmişti babam beni. Hanım Bacı. Melek gibi kadındı. Dayımın kayınvalidesiydi.Tek başına, tek göz evde, iki keçisi ile yaşıyordu. . Öyle geçirmiştik o kışı. Çit vardı aramızda keçilerle. Bahara çıkınca devam etmiştik yeniden geliş gidişe kaldığımız yerden. Üç köyün arazisinden geçer gelirdik, toprak yoldan. 
Sonraki yıl gün doğmuştu bize. Kutlu AKTAŞ diye bir kaymakam gelmişti ilçeye. İstanbul, İzmir valisi, İçişleri Bakanlığı koltuğunda görmüştük onu sonraki yıllarda. Pansiyon yaptırmıştı okulun yanında. Ranzalar koydurtmuştu bir de. Getirmiştik yatağı, yorganımızı kalmıştık orada. Yemek de çıkıyordu üç öğün. Unutmuyoruz o yüzden onu. Hayattaysa sağlıklı uzun ömür dileriz kendisine. (Anlatılacak çok yönleri de var daha ama bu yazının konusu değil) 
Bir yaş küçük başlamıştım okula ben, devam etmişti öyle. En küçüğü idim sınıfın ta ki öğretmen olana kadar. Yaş tashihi (kaza-i rüşt) yaptırmıştım öğretmen olmadan maaş alabilmek için. 
Sosyal faaliyetlerde görev alırdım hep. İlkokul öğretmenim mezuniyet gecesi sahnelenen oyunda başrolü bana vermişti mesela. Ezber gerektiren metindi. Bitirme imtihanları yapılırdı o sıra son sınıfta. Kıymet ifade edecekse birincisi idim köy okulunun. Ortaokulda Cumhuriyet Bayramında İstiklal Marşının tamamını ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini bana okutmuştu yine okul müdürümüz Ömer ATILGAN. Diyarbakır Dicleliydi hemşerimizdi. Yüz ifadesi, kaşları ile Atatürk’ü çağrıştırırdı. Vurulmuştu 12 Eylül öncesinin o karanlık günlerinde Diyarbakır Merkez Bağlar Ortaokulunda görev yaptığı sırada. Rahmetle anarım kendisini. 
İkinci sınıftaydık “19 Mayıs” yaklaşıyordu. Beden eğitimi hocamız yoktu ama birisi üslenmişti o işi. Hazırlık yapmıştık günler öncesinden gösterilere. Kasa minder hareketleri, ateş çemberinden geçme, yarışmalar yer almıştım hepsinde de. 
Hedefi büyütmüştük bir sonraki sene. Finali kule ile olacaktı o yılki gösterilerin. En üstteki koynundan Türk bayrağını çıkartacak tamamlayacaktık. Provasını yapıyorduk onun. Ara kattaydım ben. Çekilmişti alttaki, düşmüştüm kolumun üzerine. Acıyordu, şişmeye başlamıştı. Okulun hizmetlisi Selahattin Ağabeyi yanıma katmıştı hocamız. O da Çulcu Yasin Dayıya götürmüştü beni. Yasin Dayı hancıydı. Semer (palan) diker, nal çakardı. Bineği ile şehre gelen köylü onun ahırına teslim ederdi hayvanını (at, merkebini) Han parası verirdi bir de çıkışta. Otogarlarıydı yani hanlar o devrin Birkaç tane daha vardı onlardan ama Yasin Dayı farklıydı. Çobanlık günlerinden pratik yapmış. Kırık çıkıktan anlardı. “Hayvandan anlayan insandan da anlar” deyip gelmeye başlamış insanlar. Akla ilk gelen isimdi bu bakımdan. Doğru adresti bizimkisi. Çekmiş, katlamış yerleştirmişti yerine dirseğimi. “Kırık ve çatlak da var bunda” demişti ayrıca. Kol çıkmış yen içinde, yaya köye dönmüştüm o şekilde, ağrı sızı içinde. Kolu, kalçası eğri kaynamış çok insan vardı etrafta. Benimki nasıl olacaktı acaba? Merek içindeydim. Askıda kalmıştı bir müddet. Bulunamamıştım o yılki “19 Mayıs” kutlamalarında. Ortaokul tamamlanmıştı öylece. Öğretmen okulu günleriydi sonrası benim için. Yer almıştım orada da takım oyunlarının çoğunda “Voleybol”, “Basketbol” problem çıkartmamıştı kolum Yasin dayı sayesinde. 
Baş ağrıttık, yarım asır geçmiş evvele ait idi bütün bunlar. Ayrı önem verilirdi o yıllarda bayramlara. İfade, ispat fırsatıydı öğrenciler için bu gibi günler. Onlar arasında yeri başkaydı “19 Mayıs” törenlerinin. 100. yıldönümü bugün o büyük adımın “19 Mayıs 1919”un.
“Dinlenmek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmazlar” demişti Cumhuriyeti kuran o büyük insan. Rahmetle minnetle anıyoruz o kutlu yolculuğun yolcularını. Kutlu olsun bu büyük Geçlik Bayramı Türk gençliğine ve Türk milletine…

Osman ERENALP
Ank. 19 Mayıs, 2019

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. BİR YOL HİKAYESİ(Ankara-Diyarbakır-Ankara) "Yazı" uzun ..."yol" da öyle...
  2. “19 MAYIS” YÜZ YAŞINDA
  3. ANA ve VATAN 
  4. MEHMETLER…
  5. ÖMÜRDEN İKİ GÜN
  6. ENİ OLMAZSA ÖMRÜN…
  7. NUR SULTAN
  8. NEREDEN BAŞLAMALI?
  9. “ADANIN ALPERENİ”
  10. ZEYTİNDAĞI
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz