Ad
203

Prof.Dr Nurullah ÇETİN

SİGARA KÖLESİ BİR MİLET, İLLET OLMUŞTUR.

SİGARA KÖLESİ BİR MİLET, İLLET OLMUŞTUR.
Nurullah Çetin

Bugün Türk milleti büyük çoğunluğuyla sigara manyağı olmuş durumdadır. Sokağa çıkıyorum, kız erkek ayırmadan ortaokul, lise, üniversite öğrencileri, işli işsiz, fakir zengin, kadın erkek neredeyse herkes çıldırmış gibi sigara içiyor. Hem kendilerini zehirliyorlar, hem benim gibi içmeyenleri zehirliyorlar, hem de Amerikan ve diğer yabancı sigara şirketlerini zengin ediyorlar. Benim havamı, atmosferimi zehirleyen sigara içicilerinin tamamına hakkımı helal etmiyorum.

Ayrıca sigara satışını kesin ve kararlı olarak yasaklamayan mevcut hükümete ve yasaklama vaadinde bulunmayan hiçbir partiye oy vermeyeceğim. Mevcut hükümete sesleniyorum. Devletin görevi vatandaşının mal, can ve namus güvenliğini sağlamaktır. Can güvenliğinin bir boyutu sigarayı tamamen yasaklamaktır. Fiyatını artırmak yetmez. Tamamen yasaklarsanız en azından çocuklarımızın çok büyük bir kısmını kurtarırız.

Sigara işi hem emperyalist Amerika’nın gönüllülük esasına dayanan bir haraç tezgâhıdır, hem de bizim hâlâ bir türlü akıllanmaya niyetimizin olmadığının bir göstergesidir. Bu meseleyi iki önemli belgeyle izaha çalışalım:

29 Ocak 1954 tarihli Milliyet gazetesinde Necdet Selener adlı bir kişi, sigara ile ilgili bir haber yazısı yazmış. Yazıda sigaranın ne kadar faydalı olduğunu anlatıyor. Bunu da Amerikalı doktorların “Daima sigara içiniz!” kampanyasına dayandırıyor. Amerikalı doktorlar diyesiymiş ki: “İnsanın en yakın arkadaşı ve sırdaşı sigaradır. Bunu hiç tereddüt etmeden ve itiraza yeltenmeden kabul edin.” Yazının içine bir de o zamanların en seksi artisti olan Marilyn Monroe’nun sigara içerkenki bir resmini yerleştirmişler, altına da: “Marilyn Monroe keyifli bir anında sigara içerken” yazısını koymuşlar.

Doktorların da işin içine katıldığı güya bilimsel nitelikli olarak sunulan bu yazı, aslında tamamen Amerikalı sigara şirketlerinin çok sigara satmak için ayarladıkları bir reklam yazısıdır.

Türk edebiyatının büyük ismi Cenap Şehabeddin de 1920 yılında Alemdar gazetesinde çıkan “Oruç Keyifleri” adlı yazısında aslında tamamen bugünkü rezil durumumuzu anlatmaktadır. Bu yazıyı okuyunca 1920 yılı ile 2019 yılı arasında hiçbir değişimin ve dönüşümün olmadığını, hatta daha rezil kepaze bir duruma düştüğümüzü göreceksiniz. Yazıdaki şu cümlelere dikkat edin:

“Vaktiyle Avrupa, Amerika’ya rakıyı hediye etmişti. Amerika da Avrupa’nın hediyesine tütünle mukabelede (karşılık vermede) gecikmedi. İki kıtanın münasebet-i dostanesi (dostluk ilişkisi) mine’l-kadim (eskiden beri) bu iki zehir üstüne kuruludur!
Tütünün dumanını yuttuk, tozunu burnumuza çektik; yaprağını çiğnedik; burun, mide ve ciğer tarikleriyle (yollarıyla) zehirlendik ve zehirlendik; ve bu tesemmümün (zehirlenmenin) adına: ”Keyif!” denildi. Bu zehir Amerika’dan “tobako” namıyla geldi. ”Tobako”dan biz “tabaka”yı çıkardık. Ve tabakamızın içindeki şeyin bilhassa dumanı nazar-ı dikkati celbetti (çekti):

Onun için adına biz “tütün” dedik, Araplar “duhan” ve Rumlar “kapno” dediler. Tütün hatırı için çubuk, nargile, ağızlık icad olundu ve tütün sebebiyle Reji (o zaman gâvurların elinde olan Tekel İdaresi) zengin ve tiryakiler fakir oldu.

Tütün daha mechul (bilinmez) iken bize deselerdi ki: “Yeni Dünya (Amerika)’da bir nebat (bitki) vardır ve bu nebatın gayet zehirli yaprakları vardır. Bu yaprakları toplayalım, kurutalım, ufalayalım. Bunu âleme çiğnetiriz, yuttururuz, herkesin genzine sokarız, onlar aksırırlar, öksürürler, mideleri bulanır, iştihaları kesilir, yüzleri sararır, zekâları daralır, hafızaları kısalır, manen ve maddeten sıhhatlerini kaybederler ve biz para kazanırız.!...”

Hiç şüphesiz bu teklifi serd eden adamı biz ya mecnun (deli) yahut dolandırıcı addederdik (sayardık). Halbuki bugün tobako yaprağıyla zehirlenmek için ceplerindeki paranın bir kısm-ı mühimmini (önemli bir kısmını) feda etmeyen pek az kişi kalmıştır. Hemen herkes Pontus hükümdarı Mithradates gibi zehire alıştı ve hepimiz az çok Reji cenaplarının haraç-güzârıyız (haraç vericisiyiz).”(Cenab Şahabeddin, İstanbul’da Bir Ramazan, hzl. Abdullah Uçman, Dergâh Yay. İstanbul 2012, s.78-79)

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. SİGARA KÖLESİ BİR MİLET, İLLET OLMUŞTUR.
  2. TÜRK ŞAİRİNİN GÖNLÜNDEN DİLİNE YANSIYAN TÜRK ORDUSU ALGISI
  3. ADNAN MENDERES YASÇILARINA İBRETLİK BİR BELGE
  4. “CUMARTESİ ANNELERİ” NE KARŞI “CUMA ANALARI”
  5. "BİR GAZA ETTİN Kİ HOŞNUT EYLEDİN PEYGAMBERİ”
  6. YAŞLANDIRMA AKIMI MÜNASEBETİYLE
  7. ALEVİ VE SÜNNİ TÜRKLER İNSAN YAKMAZ
  8. ŞEYH UÇMAZ, MÜRİT UÇURUR.
  9. RUSTAÎ HAYAT ÖZLEMİ
  10. HERKES GİDER TERSİNE, HOCA GİDER ERCESİNE
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz