Ad
203

Prof.Dr Nurullah ÇETİN

“CUMARTESİ ANNELERİ” NE KARŞI “CUMA ANALARI”

“CUMARTESİ ANNELERİ” NE KARŞI “CUMA ANALARI”
Nurullah Çetin

Bugünlerde Diyarbakır HDP il binasının önünde artarak büyüyen, büyük ve hareketli bir oturma eylemi var.
Oğulları HDP eliyle PKK’ya kaçırılan Güneydoğulu analar feryat figan çocuklarını istiyorlar. Amerika’nın kurup beslediği, Türk Devletine ve milletine karşı silahlandırıp maraba olarak dağa sürdüğü, iğrenç sömürü, yağma ve hırsızlık düzeninin bekçisi olsun diye taşeron bir cinayet örgütü olarak kullandığı PKK’da yer alan çocuklarının HDP kanalıyla kandırılarak ya da tehdit edilerek zorla kaçırılıp Türk askerinin, polisinin ve devletinin karşısına çıkarıldıklarını söyleyip çocuklarını geri istiyorlar.

İsyanları, öfkeleri o kadar büyük ki şöyle cümleler kuruyorlar:
-“Vallahi billahi çocuğumu HDP götürdü. Çocuğumu siz götürdünüz."
-"Başlarım sizin Kürdistan davanıza."

-"Senin oğlun dağa gitsin, bakalım sen oturuyor musun oturuyor musun? Bizim canımız gitmiş, senin umurunda mı? Gönderdiniz, yalan mı? Kaç tane genç toprağın altında. Diyarbakır'da genç bırakmadınız, ya cezaevinde ya toprağın altındalar. Başlarım sizin Kürdistan davanıza. 'Fakir fukaranın çocuğu dağa, ben koltuklarda.' Alıştınız insanları dağa göndermeye. Size verecek çocuğumuz yok, getirin. Bunların çocukları lüks okullarda okuyor. Yeter artık toprağın altı genç doldu, nereye kadar?"

-"Yüreklerimizi yakmak için parti kurmuşlar."
-"Kesin çocuğum onlarla, gelsinler ispat edeyim. Çocuğumu onlar kandırdı. Barışın neresindesiniz? Elin çocuğunu Amerikan uşaklığına gönderen sizlersiniz. Yanan yüreğimin ateşiyle oturuyorum. Diyarbakır sizin rezilliğinizden bıkmış artık. Yüreklerimizi yakmak için parti kurmuşlar. Bunlar neyin barışından bahsediyorlar. Kayyum haklarıdır, kayyum getirilmiş. Yoksa daha çok anaların yüreği yanacak. Biz mücadeleyi bırakmıyoruz. Tehdit edildim, 'oğlunun peşini bırak' diye. Oğlumun peşini bırakmıyorum, mücadeleye devam ediyorum. Hiçbir şeyden korkmuyorum. Yeter artık, her gün ölüyorum. Hiçbir şey yıldırmaz beni bu saatten sonra."

-"Oğlum Yusuf 5 Mayıs'ta HDP il binasının ikinci katına girdi ve bir daha çıkmadı. 4 aydır ulaşamıyoruz. Ölüm orucuna giriyorum, kimse de beni durduramaz. Ya oğlum ya ölüm."

-"Yüreğimizi yaktılar. Bunlar Kürt değil, Kürtler için çalışmıyorlar. Oğlumu HDP'den istiyorum. HDP oğlumu götürmüş, onların eline vermiş. Onların çocukları ABD'de okuyor, niye çocuklarını göndermiyorlar? Çocuklarımızı alıp Kandil'e götürecekler. Burası, HDP Kandil'dir. HDP oğlumu nereden getiriyorsa getirsin, ben oğlumu istiyorum."

-"Oğlumu bu işten rant sağlayanlar götürdüler. Parayla, onu bu yola soktular, oğlumu öldürtecekler. Oğlum askere gidecekken aldılar. Oğlumu HDP'liler götürdü. Çocuğumu istiyorum. Oğlumu görmeye gittim, PKK'lılar başıma silah dayadı, bırakmadılar oğlumu göreyim. Sonuna kadar bunlara davacıyım. Kendi oğullarını okutup, avukat, mühendis yapıyorlar, bizim çocukları öldürtüyorlar."

Şimdi bu cümlelere baktığımızda olayı bizzat yaşayanların kendi ağızlarından şu tespitleri görüyoruz:

*PKK ve HDP bir Kürt hareketi değildir.
*PKK’da yer alan çocuklar, HDP kanalıyla devşirilmiştir.
*PKK, Amerika’nın bu bölgede emperyalist amaçlarını gerçekleştirebilmek, sömürge imparatorluğu kurabilmek, bölgenin ekonomik kaynaklarını yağmalamak, talan etmek, hırsızlamak gibi haydutluk ve eşkiyalık eylemlerini kolayca yapabilmek için PKK ve onun siyasi partisi HDP’yi amele, maşa, araç olarak kullanmaktadır.

Bu işin böyle olduğunu biz yıllardan beri söylüyorduk. Ancak daha önceleri PKK ve onun marabası olan bazı solcu, sosyalist, komünist örgütler Türk Devletini, polis ve askerini suçlayarak, katil göstererek, faili meçhul cinayet yapıyor diye itham ederek bir takım kadınları “Cumartesi Anneleri” adı altında toplayıp onlara eylem yaptırıyorlardı. Onları gerçek dışı yalan bilgilerle Türk Devleti aleyhine kullanıyorlardı.

Şimdi “Cumartesi anneleri”ne karşı gerçek analar, “Cuma anaları” olarak mertçe, cesur bir şekilde çıktılar. Bunlar asıl suçlunun Amerika, HDP ve PKK olduğunu olayları doğrudan yaşayan ve bizzat mağduru olan analar olarak gerçeği haykırıyorlar.

Cuma anaları, PKK ve HDP olgusunun gerçeğini en saf, en temiz analık duygularıyla haykırırken; aynı zaman diliminde CHP’nin maalesef Atatürk’e yakışmayacak şekilde HDP ile birlikte olduğunu, onlara destek olduklarını, sırtlarını sığazladıklarını görüyoruz. Türk Devletine silah çeksin, isyan etsin, asker ve polisimizi öldürsün diye dağa çocuk kaldıran HDP’nin marabalığını, ameleliğini yapmak Atatürk’ün partisi olan CHP’ye yakışmamaktadır.

PKK’ya kanıp aldanan, HDP’yi parti zanneden bazı Kürtlerin yavaş yavaş aklı başına geliyor. PKK ve HDP olayının tamamen bir Amerikan projesi olduğunu bizzat kendi çocuklarında yaşayarak gördüler. Bu umut verici bir durum. Bu uyanışın artarak devam etmesi gerekiyor.

Öbür taraftan CHP ve diğer bazı solcu, sosyalist, Komünist yapılanmalar içinde mankurtlaştırılan Türklerin de uyanması gerekiyor. Ulusalcı, milliyetçi, gerçek Atatürkçü solcuları ayrı tutuyorum. Onlar işin farkındalar ve PKK karşısında sağlam duruyorlar. Ancak bugünkü CHP’de yer alan Türklerin, partilerinin Atatürk’ün kurduğu milliyetçi Türk partisi olmaktan çıkıp tamamen Amerika’nın bölgemizdeki bölücü ve yıkıcı nitelikteki her türlü emperyalist projelerini yürütücü olarak görevlendirdiği HDP adlanan şer yuvasının amelesi haline getirildiğini görmeleri ve istiklalci, milliyetçi Atatürk’e geri dönmeleri gerekiyor.

Türk Devletinin de Cuma analarının ifadelerine, konuşmalarına, başlarından geçen olaylara, yaşadıklarına bakarak HDP’nin nasıl bir suç odağı olduğunu somut verilerle belgelendirmesi ve gereğini yapması gerekiyor. En önemlisi de Güneydoğulu çocukların Marksist, ateist, dinsiz, Amerika amelesi PKK'nın elinden kurtarılarak, onlara sağlam, doğru ve gerçek bir İslami bilgi ve bilinç verilmesi, ilaveten birleştirici, kaynaştırıcı, tek millet yapıcı milli duygularla beslenmesi gerekiyor.
Türk devleti, PKK ve sivil destekçilerine ne kadar sert vurursa, aralıksız ve kararlı bir mücadele yürütürse PKK yapılanmaları o kadar kolay çözülecektir. Türk Devletini yıkmayı ve Türk millet birliğini parçalamayı amaçlayan Türk düşmanı çevrelerin demokrasiyi, hukuku, demokratikleşmeyi, insan haklarını, kültürel hakları bu amaçları için bir araç olarak kullanmalarına fırsat vermeden Türk devletinin güvenlikçi, istiklalci, milliyetçi, merkeziyetçi milli politikalara kararlılıkla devam etmesi gerekiyor.Başka çözüm yok. PKK ancak böyle çözülür.

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. “CUMARTESİ ANNELERİ” NE KARŞI “CUMA ANALARI”
  2. "BİR GAZA ETTİN Kİ HOŞNUT EYLEDİN PEYGAMBERİ”
  3. YAŞLANDIRMA AKIMI MÜNASEBETİYLE
  4. ALEVİ VE SÜNNİ TÜRKLER İNSAN YAKMAZ
  5. ŞEYH UÇMAZ, MÜRİT UÇURUR.
  6. RUSTAÎ HAYAT ÖZLEMİ
  7. HERKES GİDER TERSİNE, HOCA GİDER ERCESİNE
  8. BUGÜN TÜRK DİL BAYRAMI
  9. KENDİ GİTTİ, GÜNÜ KALDI YADİGÂR
  10. İSLAM’LA SAVAŞTA YENİ VE ETKİLİ BİR YÖNTEM
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz