CANINIZ CENNETE

Ne kadar narin mizaçlara sahipmişiz meğer... Ne kadar kırılgan..

CANINIZ CENNETE

Ne kadar narin mizaçlara sahipmişiz meğer... Ne kadar kırılgan... Ne kadar duyarlı... Ne kadar çıt kırıldım...

Sayfalar dolusu yazacak çok şey var aslında ve sayfalar dolusu okusa da anlamayacak birçok kişi. O yüzden ne ben anlatmak istediklerimi yazabilirim, ne de yazdıklarımı anlatabilirim. Nasıl bir süreçten geçiyoruz tam olarak adlandıramıyorum ama herkes gibi ben de çok sıkıldım. Sıkılmış olduğum nokta, kısıtlamalar değil, tabiri caizse saçma sapan tavırlar...

Kısıtlamaları, o denli anlatıyor ki, sanki bir hapishanede, görüş yok, yemekler kötü, tek bir insan göremiyor, duş alamıyor, tuvalet ihtiyacını gideremiyor, dış dünyadan bir haber... Farklı bir açıdan bakacak olursak; ölüm döşeğinde yatıyor, bir tane yakını yok, ilgilenen yok, kapısını çalan kimse yok, bir tabak yemek vereni yok, bir insan sesi duyamıyor, tek duyduğu duvardaki saatin tik takları...

Ne kadar meraklıyız abartmaya... Abartılmaması gereken şeyleri abartmaya ve abartılması gereken şeyleri rafa kaldırmaya... Ne kadar meraklıyız kendimize acındırmaya, dünyanın merkezine kendimizi koyup, gerçekten zor durumda olanları hiçe saymaya... Ne kadar benciliz, ne kadar ben merkezli ve ne kadar duyarsız bir insan topluluğu olmuşuz biz...

Biraz ileride, hatta mümkünse epey bir uzakta abartın hayatınızın minik zorluklarını zira birçok insanın gerçekten çok zorlu bir yaşamı var, sizin bağırmalarınızdan onların hayatı arada kaynayıp gidiyor. Biraz ötede oynayın oyunlarınızı, bizim çok daha önemli sorunlarımız var ve sizin yenilginiz ve galibiyetiniz zerre kadar ilgimizi çekmiyor.

Son olarak, iyi bakın kendinize... Her şeye rağmen iyi bakın, tabi canınız isterse, istemezse canınız cennete...

Hoşça, dostça, sevgiyle...

Emine Özel Summak